|
11 Nisan 2010, Pazar
saat: 00:08
Çinden gelen abim yarın akşam geri dönmeden önce bugün de birlikteydik. Taksimde buluştuk öğleden sonra 14.30 gibiydi. Can ve yapı kredi yayınlarından kitaplar aldı - galiba bir kısmısı çinden sipariş idi. sonra sahaflarda turladık biraz , bir tane asteriks aldık (oburiksin şirketi) ben ordan çıkmadan okudum bitirdim ayakta abimin peşinden gezerken. Öyle kitaplara falan bakmadım edebiyat bulaşırsa diye korktum. Kadın resmi olanlara uzaktan çaktırmadan baktım :D Sonra 2 arkadaşı ile buluştuk, çok zeki olduğunu düşündüğüm kadınla evli bir adam ve karısı haliyle. çay içtik sonra onların arkadaşlarının olduğu bir yerde yemek yediler falan ben pek yemedim. Neyse öyle güzel sohbetler anılar falan paylaştılar ben de dut yemiş bülbül misali dinledim ama eğlendim... Taksimden geri dönerken kötü hissettim kendimi her an onu görecekmiş ( ve tabi başkasıyla - sapık beyin) gibi oldum. Otobüste hüzünlendim. Ayrılmak , ayrılacak olmak ya da her insanı üzer beni de üzdü. Ve böylece kendimi insan olarak da sınıfladım :D Sonra dedim niye üzülüyorsun mutlu olduk mu olduk, elden gelen bir şey var mı yok.. Melankoliyi üzerimden silktim ya da silker gibi gözükerek güçlü görünür gibi yaparak indim geldim. Pizza yedim çay demledim. Bir sevgilimle bir yaz geçirebilecek miyim diye düşündüm. Çok fazla oyalamam yanlış olurdu diye düşündüm. Hala bir yüksek bir alçak hallerdeyim. Bir yandan da hasta babam, yanlız kalmış annem, uzak abilerim derken... Geleceğe umutla bakan ancak hangi kameraya bakacağını şaşıran bakışlarla diablo 2 ya da planescape torment de görüşmek dileğiyle esen kalın efendim. Trt sunuşu de içime işlemiş. | ||
|
|
||