|
12 Nisan 2010, Pazartesi
saat: 11:25
Günce hani çocuklukta bir anın vardır ve o senin ömrün boyunca aklından çıkmaz ya... Benimki şöyle birşey; ilk okul 2. sınıftım ve kendimi büyüş hissediyordum. oysaki tek değişme okumayı ve yazmayı öğrenmiş olmam, artık 1. sınıf olmamamdı. Küçücük bileğime abimin kocaman saatini takmıştım. Lisenin sonuna kadar beraber okuyacağım ve hayatımın ilk aşkı olan -fakat bunu hiç bir zaman bilemeyen- kızın kafasında abimin emanet saatini kırdım. "Bak ben ceviz kırıyorum" diye. Ellerimi birbirine birleştirip kızın kafasına geçirdim. Ellerim fazla ileri gittiği için saati kırdım. allahtan kafasına birşey olmadı. kırılan sadece saat oldu. Hayatımın en büyük utançlarından birisidir. Ve en büyük pişmanlığım şudur ki: 5. sınıfta artık okuldan ayrılacağımız için mezuniyet zımbırtısı yapıyorduk. hiç sevmedim mezuniyet törenlerini, sevemiyorum. Ve ilk okul öğretmenimiz bendeki ışığı görmüşçesine hadi o kişiyi dansa kaldır diye ısrar etti. ve o kişide buna razıydı. Ben bunu yapmadım. Hayat bizi buluşturmaya devam ediyordu. Orta okul, lise... fakat ben hiç bişi yapamadım. Şu an tekrar karşıma çıksa işler kesinlikle daha farklı olur. Aynı çocukluğu tekrar yapmam! En büyük pişmanlığımı daha da pekiştiremem. Nasıl oldu da konu buraya geldi güncem. Ben çocukluğumu çok özlediğime dair bi günce yazacaktım. Niye pişman oldum ki şimdi ben. niye pişmanlığımı hatırladım ki. Olsun bunu ilk defa seninle paylaştım daha önce hiç kimsenin bilmediği birşeydi. artık anım huzura kavuştu. rahat rahat unutabilirim. | ||
|
|
||