|
12 Nisan 2010, Pazartesi
saat: 19:50
izmirdeyim. öğleden sonraları uyanıp biraz turluyorum. kedigillerden gazozla birlikle antihistaminikler ve inhalerlar çantamdan ve ceplerimden taşarak hayatımı işgal ediyor. ciğer sıkışmasının tek güzel yanı bol diyaloglu rüyalar oluyor. öyle ki uyandığımda bir süre konuşamıyorum. kendi öykülerimin altında eziliyorum. o kadar ne olduğunu bilen biri değilim. aralara lakayt başlıklar atıp sığınacak bi çocuksuluk yaratmaya çalışıyorum. fıs fıs mucizesi içimi serinlettikçe, bu melankoli sıkışan ciğerinin ruhuna tesiri diyorum. fıs fıs sigaradan daha ucuza geliyor. uzun zamandır konuşmamışım. çınarı mesela. zehir gibi kusuyorum. bana emanet bütün sırları satıyorum. resimlerdeki parıltılar sönüyor. insanız kuzum. konuştukça farkediyorum. bulamadıklarım bir yana, aramayı da bırakmışım. türlü kıyamet teorilerim, mayalarım-azteklerim, don juanlarım-castanedalarım, ademlerim-havvalarım, yinglerim-yanglarım, herkeslerim uykuda. içimde birinin diyesi var ki, du bakalım , bişey olucak, yüzü yok artık demeye. bi başkası çıkışıyor, hangi kehanetim tutmadı bre! kapıyı çekip üstlerine, yorganı çekip yüzüme, birbirinizi yiyin deyyuslar topunuzun soyu tükenene kadar diye bağırasım var. bizbizeyiz diye susuyorum. artık başkalarını fişekle dünya, hücrelerim grevde, yenilenmiyorum. gerçekler çatılardan sızıyor, uykulu gözlere kürdan niyetine. | ||
|
|
||