|
14 Nisan 2010, Çarşamba
saat: 23:14
Bir sezonunumu mahçupluğundan ve şaşırma alanında yetersiz olduğundan Şevket'in; iyiliğin altın kalpli yüzüklü bıyığı Mihtat'la yatmasıyla Halil Ergünün-ismini bilemedim-de bunu kapı arasından görmesiyle her şeyimin donacağı bir yerdeyim. Bir kaç gece önce Selenle alamancılar partisine gittik. Vedat abi ve levo ve kuru fasülye olduğu için şahaneydi. İstanbulda berlin alexsandraplatz izlemek gibiydi. Ve dün de önce her festivalde ki adetim yerini buldu ve festival filmine, sırf başka biri bileti zaten almış çünkü filmde memesini boyattıktan sonra cihad için patlamış olduğu için gittim. bÜYÜK oyun. Yani söylenecek çok şey var ama, hiç siyasi bir şey düşünmezsen film yeterli bir teknik seviyede. Katalin Vargamsı pazarımsı bir sürü şey. Neyse, o şokla bir wiski partisinde, hayatımın ve bir bedenin alabileceği kadar beleş wikski kokteyllerini içip timiçun esene inatla bu "timuçun" çok iyi ya dedim durdum. Tedden saçları parlak ve dişleri benim gibi dökülmemiş vücudunda muhtemelen kürtaj izleri olmayan bir kıza, niyeyse sike sike o bilgisayarın başında oturmak gerekiyor dedim. Sonrasında ve çncesinde Timuçun da iyi çalıyo ya diyerek alkolün bedenimdeki etkilerinin her alanıma dağılmasını bekledim. Yanımdaki o ortamın en malatyalı ve muhtemelen en aptal çocuğu bana durmadan seni nasıl görcem feystede yoksan dedi. Cebimden, efesin soğuk bir bira ve bir yanar döner anahtarlık hediye ettiği için onu çıkarıp timuçuna timuçuna yakarak, ee bakıcaksın dedim çocuğua. Sonra da bilge bilge güldüm. Ama o sorusunu çoktan uzaklara bakarak unutmuştu ve bana efendim dedi. Bir kaç kere. Tedli Denizle çocuğun bizi duymayışı üzierine uzun uzun olmasa da bir iki cümle gülüştük. Sonra karşı ufukda görünen flaş tvye gidip orwolarda durayım durumunu idrak ettikten az sonra iyiki de taksiyle eve geldim. Ve her zaman olduğu gii, camı açıp filmlerdeki gibi bir hava bekledim. Neticede dün 5 liraya bir vatandaşın isteyebileceğinden fazla bir sanat ve alkol ve sesli konuşma aldım. Neyse sonrası tırt. Bütün gece o kadar çok kustum ki banyonun ampulü patladı. Sabah zarfta kalan son parayla kekik denen şahane yere gittim. Otlu omlet ve sucuk yedim. Şahane bir çay içtim. Bulmaca çözen adamı gösterip valla babam demledi çayı. Ne güzel olmuş di mi. Ben de biraz akşamdan kalmayım da, çok istemişim. Yoksa yemek de çok güzel. dedim. Belli oluyor dedi kız. Ama çay çok güzeldi, memnun ayrıldım. O andan beri koltuğun çeşitli minderlerinde götümü büyütüyorum. Canım esra erolumu ve az dozlarda zuhal çetini izledim. Ve kedi her onbeş dakikada bir halıyla oynuyup kucağıma yatıyor. | ||
|
|
||