|
15 Nisan 2010, Perşembe
saat: 13:00
İş hayatım Ugly Betty'den çok çok daha feci. Gerçekten bu moda dünyası tabiri caizse "Yalan-Dünya". Geldiğimden beri toplamda sanıyorum 5 çekim yaptım. % çekimin sadece 1 ya da 2si şu ismi lazım dergi için oldu. Ufak bir mekan çekimi (mekan da çekimin kendisi kadar ufak olduğundan bi boka bence benzemedi), diğeri de birkaç still life çekimiydi. Yaklaşık 1 hafta önce evden işe gitmek için minibüse bindiğimde eski iş arkadaşımı gördüm ve yine ismi lazım değil eski magazinimde çalışan ismi lazım değil still editörüne nerede işe başladığımı söylemiş. O gün hemen kendisinden önce tebrik telefonu geldi ardından 2 gün içinde de ufak bir buluşma ayarladık. 2 hoş beşledikten sonra mevzu konuşmaktan yorulmadığımız insanlara geldi. O onla yatıyor muydu? O onun hakkında kötü şeyler söylediğinde diğeri onu koruyor muydu? Ben gittikçe çenemi tutamaz, çenemi tutamadıkça neredeyse sarhoş olduğum hissine kapılır oldum. Karşımdaki tatlı kız da biraz çakırkeyifti. Kendisini çok seviyorum, kendimi de. Ama bu 5 para etmez insanları neden bu kadar çok konuştuğumuzu ve neden her ne kadar "önemsemiyoruz" desek dahi, bu konuyu bu kadar önemsediğimizi bilmiyorum. Bu konuşmadan nereye geleceğim. Şimdi bu 5 para etmez insanlardan 1.si şu an ismi lazım değil olan bu dergide çalışmak için arkasından küp küp konuştuğu, işlerini beğenmediği moda editörüyle birlikte çalışıyor. ismi lazım moda dergisinde çalışan ve yüzünü hergün gördüğüm bu moda editörü bütün bunlardan bir haber. İlk işe girdiğimde kocaman ve içten bir gülücükle bana iyi dileklerde bulunan bu moda editörü tam tamına 2 haftadır beni görmezden gelmeye başladı. Hergün yanımdan geçiyor, ara da göz göze geliyoruz ve ben tam "merhaba" ya da "günaydın" ya da "nasılsın" diyecekken, o kafasını / bakışlarını benden öteye çevirip lafı ağzıma tebessümümü söylemesi ayıp münasip bir yerlerime sokaraktan yanımdan ayrılıyor. Eh tüm bunların üzerine paranoyakça gelebilir ama aklıma gelen tek şey bu 5i 1 yerdelerin 1.sinin de tıpkı benim mecburen de olsa kendisiyle ilgili konuşuyor olmnam gibi onun da benimle ilgili konuşuyor olması. Aksi halde kalan tek seçenek ya benim ya da bu moda editörü ismi lazım değil insanın kafayı yemiş olması. Bu konuşmanın üzerinden diğer moda editörüyle olan konuşmama geri dönüyorum. Az önce anlattığım durumun aynısını kendine anlattım ve ardından dedim ki "şeytan diyor ki çek kenara ve ona 5i 1 yerdenin 1.sinin senin hakkında bunları bunları dediğini biliyor musun?". O da bana dedi ki sakın yapma, söyleme böyle; o zaman onlardan ne farkın kalır. Zaten yapamazdım ve işte gün gibi ortadaydı aramızdaki fark. 5i 1 yerdeler hiç çekinmeden konuşurlarken, biz sadece konuşuyorduk. Trafiği konuşmak gibi... Dün Alman kız nihayetinde Almanyasına dönmek üzere gitti. Havaşa kadar götürdüm onu taksiyle. Ağlar mıyım acaba diye düşündüm ardından. Her ne kadar beni evin içindeki düzeni bozma konusunda delirttiyse de acayip kardeş hissettiğim zamanlar oldu. Yine de ağlamadım. Onun biraz doldu gözleri otobüste. Ama eve dönünce koltuğa yayıldım ve kendimi çok yalnız hissettim. Evet son durum bu. Saygılar... | ||
|
|
||