|
17 Nisan 2010, Cumartesi
saat: 01:57
radyo dinlerdim eskiden, bir emekti benim için radyo dinlemek, sevdiğim programların listesini, hangi frekansta olduklarını sıralamıştım bir listeye, sevdiğim şarkılar çalsın diye beklerdim, hatta kasetlere kaydederdim annemin bazı kasetlerini katletme pahasına. ilk -ve tek- walkmenimi aldığımda yirmi yaşımdaydım, okula gidip gelirken dinliyordum radyoyu bu kez, metronun yer altından ilerlediği kısımlarda kasede geçerek.. denk gelirsem sevdiğim şarkılara, kendimi şanslı sayar mutlu bile olurdum, bir anlık keyif kendime getirirdi.. şimdi elimde mp3 çalar, içinde 500 kadar şarkı, ama daha ilk tınılarını alır almaz elim "sonraki" düğmesine gidiyor, şarkıları tamamlayamadan, bir tanesini baştan sona dinlemeden yol bitiyor, ben ne zaman bu kadar değiştirsem şarkıları, huzursuzluk başgösteriyor demektir, süreksizlik içinde yokoluyorum işte o zaman.. en son dört sene önce sürekli akıyordu hayat bişeylere inanarak sahi, noldu sana..? sunulan kelimeler içinden naiflik ayıklamaya çalışmak yoruyor insanı, illa ki bulaşıyor yapaylık bir ucundan hepsine, oradan da ellerine, kanser gibi yayılıyor vücuduna | ||
|
|
||