|
18 Nisan 2010, Pazar
saat: 15:13
hava çok güzel! ilk defa soğuğu sevdim (mujx fou!). rüzgar temiz mi temiz bir hava getirmiş sanki. ferah, taze... balkondan aşağıdaki otların kıpırdanmasını izledim uzunca bir süre. dünya güzel be ! dün yine tırt bir gün oldu ayılamadığım için. çılgınca yemek yaptım babam gelecek diye. gerçi zaten iş yemeğine geliyor, bende ne zaman yiyecek bilmiyorum ama olsun. o yemezse ben yerim :) akşam yıllardır konuşmadığım lise arkadaşım m. ile konuştuk. işin garibi lisede de konuşmazdık. hiç aynı sınıfta olmadık. çocukla ilgili hiçbir bilgim yok. fazlasıyla samimiydi, canımlar cicimler havada uçuştu, çözemedim bir türlü. ya çok sıkılmıştı ya sarhoştu, bilemiyorum. biraz da diğer m. ile konuştum. istanbul'a gelince oldukça dolu bir program bizi bekliyor bakalım. sabah da uyandırdım onu, kendi kaşındı, umarım uyuyabilmiştir tekrar. bu sabahsa tayyip'in abuk subuk açıklamarıyla eğlendim doğrusu. pazar eğlencesi diye çıktı galiba televizyona. işsizlik ve çiftçiliğin azalması makineleşme yüzünden artmış, bilmiyorsanız öğrenin ! sanki endüstri devri'ne yeni girdik de, bu sene birden teknolojide çığır açıldı da traktör icat edildi! aaah ah ! bir de sayelerinde çok artmamış, %5 artmış ahaha, alemsin ! fazla yüksekten atmaya başladığında kitabımı tırtıkladım. zavallı annette kör oldu sonunda. suze'un kardeşi danny öldü. peter uçurumda ayağını kırıp mahsur kaldı. signor giorgio öldü. şu an iyi giden bir şey yok dört ayrı karakter cephesinde de. bakalım neler olacak. saat 3 itibariyle yerimden kalkmamacasına çalışmaya başlıyorum. bu kadar tembellik ve şımarıklık yeter. sevgiler :) günün şarkısı: simply red - the air that i breathe (bu ara çok tekrar oluyor ama bu dışarıda esen rüzgara ithafen) saat: 15:18 bi de kısmet ölmüş, ş. çok üzgündü yazık. insan nasıl da bağlanıyor o minicik hayvancıklara... | ||
|
|
||