|
18 Nisan 2010, Pazar
saat: 22:41
ben mi bisiklete biniyorum, yoksa bisiklet mi bana biniyor bilmiyorum ama; bacaklarımdaki muhtelif morluklar gittikçe artıyor, durduramıyorum. işin tuhafı ne zaman, nasıl yaptığımı da hatırlamıyorum. neyse. geçince bir şeyi kalmaz. cumartesi günü 50 km.lik bir yol yaptım. en son ormanda dolanırken enerjimin artık nerdeyse tükenmek üzere olduğunu farkedip geri döndüm. eve gelir gelmez kendimi yatağa nasıl attıysam artık, gecenin bir vakti uyandım. haliyle çılgın bir cumartesi geçirmeyi planlarken, kendimi yatakta kavak yelleri'ni izlerken buldum. olsun. o değil de, bacaklarım ve popom acaip bi şekle girmeye başladı. biraz daha binersem, jlo'ya dönüşmem kaçınılmaz olacak. ödül olarak kendime mavi ve seksi bi ayakkabı beğendim, böyle yüksek topuklu. o kadar para verince mecburen giyerim diye düşünüyorum. bu gün de ege pedal'ın bisiklet şenliği vardı. yarışmadım ama izlemeye gittim tabi. mangal falan yaktık. e. de geldi. bu adamla her seferinde karşılaşıp da ısrarla tanışmamamızın sebebini merak ediyorum. birbirimizden kaçıyoruz sanki. yoksa? baharın geldiğini nasıl ki çağla bademin çıkmasından anlıyorsam; yazın geldiğini de gecenin 3'ünde mahalleden yükselen sevişme seslerinden anlıyorum. bu sene biraz erken gelmiş demek ki. bilseydim, ben de hazırlık falan yapardım. | ||
|
|
||