|
21 Nisan 2010, Çarşamba
saat: 09:04
Saat altı buçukta kalkıp sop yazmaya giriştim. Daha doğrusu yazdıklarımın altına bir şey eklemedim, kendilerini geliştirdim. Şimdi son bir paragraf kaldı, 9a kadar bitirsem süper olur ama 10a kadar yolu var. Ve tulum peyniri, zeytinyağı, fesleğen, kızarmış ekmek. Bunlar bir araya gelince kahvaltının amacı doymaktan çıkıp keyif almaya ilerliyor. Ama asıl kontrolden çıkmışçasına gülmemi sağlayan gözlerimi bilgisayardan kaldırdığımda deli gibi yağmur yağdığını görmem. Camı açıp havayı kokladım, güldüm. Ağlamaya meyleden bir gülüştü, ama sadece güldüm. Jamie Cullum açarım çekinmem dedim, açtım, güldüm. Hala yağıyor, ama biraz daha yumuşadı yağmur. Verdiği ani mutluluk için de kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Canım yağmur. | ||
|
|
||