22 Nisan 2010, Perşembe
saat: 16:04


Dünden Bugüne'yi açtım, doğal sakinleştirici benim için bu albüm, ne zaman dinlesem uzanıyorum boylu boyunca gözlerimi kapayıp. Çocukluktan kalma alışkanlık ya, sırtüstüyken başımı yataktan sarkıtıp kollarımın yerçekimine yenilişini saçlarım yerleri süpürdüğünü izlerken düşünüyorum.-Çocukluktan kalma alışkanlık, gidip saçımdan bir tutam kesiyorum, halet-i ruhiye darmadağında kesilen tutamın ismi kâkül oluyor- Eskiler, bizden 20-30 sene önce yaşayanlar ne duygulu insanlar. Kırılma noktasına hoş geldiniz, işte biz! Geçmişe gönderiniz beni, oradan hiç dönmeyeyim. İnsanların birbirinden hoşlandıklarında sadece utangaç utangaç bakıştığı yıllara, her şeyin değerinin olduğu yıllara... Çok da eski değil, aile büyüklerinden dinliyorum, evet birbirinden hoşlanan genç kadın ve genç adam hakkında 'onlar bakışıyor' denilirmiş. Nişanlılar birbirlerinin serçe parmaklarından tutarak gezerlermiş sokaklarda. İnsanların küçücük şeylerden mutlu olduğu, dürüst olduğu, erdem için yaşadıkları zamanlara gönderiniz beni. Mektupların yazıldığı,bir ses duyabilmenin-ya sevdiğinin- ölesiye kıymetli olduğu, simli kartpostalların '..sevgilerimle' iliştirilerek gönderildiği yıllara gönderin; bırakın bir kartpostalın 'kızakta kayarken gülen çocuk yüzü figürü' içinde sıkışıp kalayım.
Kulağa masal gibi gelen bir dünya tasarımı,'şimdi'den , 'şuan'dan ne kadar ırak değil mi.. Halbuki ne kadar yakındı. O içli, o güzel insanlar 'Rüya bütün çektiğimiz/Rüya kahrın rüya zindan/Nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram/Bilmezler nasıl aradık birbirimizi/Bilmezler nasıl sevdik/İki yitik hasret/İki parça can' diyorlardı, dizelere döküyorlardı yaşadıklarını, kimi de seslendiriyordu notalara büründürüp. Sevgi, sadakat, dürüstlük varmış o zamanlar, varmış sahi-den, inanmak istiyorum. Bir zamanlar güzel şeylerin erdemden sayıldığını bilmek istiyorum. Sadece yaşadığım dönemin yanlış olduğuna inanmak istiyorum, kendinim değil. Sanırım bunun mücadelesi içine girdiğim: Umudumu yitirmemek, hala inanacak, güvenecek, uğruna yaşanacak şeylerin var olduğundan haberdar olmak. Tek isteğim o, belki... Her şeyi çarçabuk tüketmemek, kendimi hele de. 'Ben' olma mücadelemi kazandığım gibi 'ben kalma' tutkumu kaybetmemek...
-İşte siz, dünden bugüne hoş mu geldiniz?-



istanbul
hosting