|
25 Nisan 2010, Pazar
saat: 01:12
başka kim yar edinir, en sevdiklerini bir bir yutan kara toprağı. buğdayın suya aşkı gibidir benim sana sevdam. ve sen ne kötü ne hasis bir kadınsın, sen ne acımasız bir kadınsın, ne kadar affetmeyen bir anasın. başka kim yarendir sana, insanoğlu dışında. kim dokunur tenine, bir sevgiliye dokunur gibi, ve kim içemediği suyu sana sunar kara toprak? Kim yitirdiği anasını, babasını sana sunar sunmaz, yine sana koşar? Ve sen ne kadar da yamansın kara toprak. yüzyıllardır koynuna almadığın adam kalmadı, doğurmadığın çocuk kalmadı, içmediğin kan kalmadı ya; nedir insanoğluna bu düşmanlığın. nedir bu bitmek tükenmek bilmeyen sebepsiz nefretin, sonu yok mudur içinde tuttuğun bu kinin. biz seni çocuğun anaya sevdasınca sevdik, ırgat yerine kendimizi koştuk seni kurak bırakmamak seni yalnız komamak için. ama sen, hiç bir şeyin kıymetini bilmezcesine nankör bir evlat gibi koydun bir kenara bizi hep. son darben miydi bu? yoksa sonsuz darbelerinden yalnızca biri midir? sana sevgimizi beraber sunduk biz, doğan bebelerin sevincini de ölen kardeşlerin üzüntüsünü de senle paylaştık biz. kendimizden ayırt etmedik varlığımızı. üç kuruşumuzu bir ettik de kendimizi sana adadık biz. başka hangi canlı, en sevdiklerini alan, yutan, üzerlerini örten sana, kin tutmadan yaşayabilir? seni, buğdayın suya hasretince sevdik biz ama yine dinmedi kinin, bitmedi öfken. kinle nefretle yıkadın bedenini de doğurduğun çocukların da kardeş katili ettin hepimizi. şimdi gökyüzüne bakıyorum da sanki herşeylerden habersiz akıp gitmekte olan bir nehir gibi hareketli. ama sen, üzerinde nice kardeşler birbirini öldürdü, hala suskun durgunsun. acıman yok mu senin kadın. binlerce kardeşin kanını içtikten sonra hala nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun. yediğimiz buğday değil, hayır ekmek değil bunlar. bunlar olsa olsa etleridir bedenlerimizin. ve içinde çığlıkları saklıdır yitip giden kardeşlerimizin. ve sen kara toprak! nankör, ucuz orospu! nefesi ölüm kokan kan düşkünü fahişe. | ||
|
|
||