|
27 Nisan 2010, Salı
saat: 12:54
"... ve şimdi uzun sessiz yollarda, insanlar, az önce geçen, çılgın uğultuda, sayısız sancıydı saplanan ruhuma, yalpalayıp düşen ayakları altına herkesin.." ofise geldim geleli, ne ruhu kaldırabildim ne bedeni ayıltabildim. kahve iç iç nereye kadar.. en sevdiğim şeylerden uzaklaşmaya başladım. yeter diyorum, el insaf. çıldırmak içten içe, vazgeçilebilecek bir şey değil eğer farkındaysan. ve eğer akıllıysan - tabiki sağlıksız(!) bir akıl kastettiğim-, acı tatlı bir tutku ile kör eder insanı. "... uğultusu içinde kanın, altüst ediyor beynimi amansız bir arzu deliliğe duyduğum." ... bir takım şeyleri bazı insanlar anlamaz/anlayamazlar. anlasalar kaldıramazlar, ağır gelir. kaldırabilecekleri varsa da yüklenmek istemez, korkup kaçar akılsızlar. içler acısı..mutluluk oyunu hallerine gülmekte mütemadiyen yüzümde bir deli, ara sıra da şeytan. | ||
|
|
||