|
28 Nisan 2010, Perşembe
saat: 23:54
artık ağlamıyorum... ayrılığın kırkınca gününde şerefine mi demeli masallarda kalan sevdaların. yürekten dile düşen aşka ağıt yakmalı sevgili olmayan ,olmadan olamayan sevgili sevgiliye eskiden diye başlayan cümlelerin ortaşına ateş gibi düşen sevgilere uzaktan bakan olmanın şerefine içmeli.. çook içmeli be sevgili unutana hatırlayamayana kadar gönül yarasının varlığına gülebilene kadar içmeli. dile düşen.. pul olan.. kirli bir yalan.. alaycı bir alışkanlık olan sevgiyi unutana kadar ... aşk cesaret sevgi yürek işiymiş. öğrendim ya marifet değilmiş meğer.. adın düşüyor ansızın ve zamansız boğazıma ve yutkunmaktan bile vazgeçiyorum.. bırak yaksın diyorum acının üst sınırındayken anlamını yitirsin tün soyut tanımlar.. sevmekliği özlemişim meğerki sevginin tanımı bile olmayan bedenlerde hatta belkide yüreklerde kalışım niye ki?. sana yazıyorum bazan.. sonra siliyorum.. bir yabancıya yazmış olma lüzumsuzluğundan korunmak için siliyorum sözlerimi. bilme diye içimi aklımı dağılmışlığımı. ve dağılmalık bir şeyin bile olmayışlığını hatırlayarak susturuyorum sözleri içimde. çağa bir isim verdim sevgili 'unutma çağı'. her yaşadığını ve her söylediğini unutma yok sayma hiçleme çağı. böyle korunuyor bu çağda insanlar insan olmak zahmetinden. kabullenmeli anlamsız olmuşluğu..??? | ||
|
|
||