|
29 Nisan 2010, Perşembe
saat: 16:48
Aynalarda ömrümü yedi yüzümde açan gülüşlerin ardından kalan çizikler. Bugün yine dünden bir çizik. ayıplayarak günü, küstüm ben. dalga geçme artık.. dalga geçme, masumum ben. uzağım herşeyden kaçacağım, bırak tazecik sevincim alındı elimden bugün iki farklı haberle, ellerinden.. kalk ve kahve yap. kış vakti bir sabahın körü karlara yatarak, doğan güne puslu karlardan uzanarak kafa tutan Hasan Dağı'nı uzaktan seyredesim var yeniden.. kuruyan Meke'nin etrafında kavuran ayazla dönesim.. elimde sıcak corbayla Binbir Kilise'de kalıntılar arasından karlı ovaları seyredesim.. unutulmuş Taşkale'de bayram zamanı, dere kenarında kanyak içesim, gülesim, muhabbet edesim.. sokaklarında gezip giderek yalnızlaşan insanlarını sevesim..yeniden. ne güzeldi o uzun yolculuk. özledim yollara düşmeyi, düşünmeden hiçbir şeyi. tomurcukları neşelendiren bahar öldürüyor beni. imdat çığlıkları nefesimin, bulandırıyor kafesimi. bayıldım, bayılacağım; ".. taslara dusen saat gibi, ne artı, ne eksi. bir saglik, bir sevinc, bir umut hikâye hepsi. " ... sadece huzur.. | ||
|
|
||