30 Nisan 2010, Cuma
saat: 18:25


sabah yazıyordum sana vazgeçtim. eğer yine son anda vazgeçersem af ola püncüğüm.

geçen hafta güneş kendini bi gösterip, bi saklandı bulutların arkasına ama bu yetti ruhuma 'artık bahar geldi' modu özletti istanbul'umu. bende babamın bolu'dan dönüşünü fırsat bilerekten atladım gittim istanbul'a pazar gününden. sonrası beyoğlu pasajları, sonrası dorock'ta sade soda keyfi, kardeşin sıraselviler'deki ofisi, kızlarla kahve keyfi, alışveriş, annem, eminönü; kahve kokusu, renkleri, kalabalığı ve soğuk. çok üşüdüm istanbul'da anladım ki özlemek yetmiyormuş birde seni özlemeliymiş şehir.

ve anladım ki ben buralı olmuşum. havası beni müptela etmiş kendisini ki hangi şehre gitsem şapşala dönüyorum havası çakıyor tokatı, ruhuma..

sonra ben çok şaşırdım, üzüldüm. hani bilen bilir ''af'' diye bi'grup vardı evvel zaman içinde işte onun vokali (asrın) izmit'in barlarına düşmüş ama o bilidiğin rock barlarla karıştırma gayet pop-kopkop neyse sesi zaten bitmiş..biz pilli bebek dinliyoruz bu barın alt katında sigara içmeye oraya çıkılıyor neyse bi ara göz göze geldik ben ''hacı ne yaptın kendine'' bakışını attım o da ''ne edem para'' işaretini. öyle anlaştık kendisiyle ama ben gerçekten üzüldüm. ne yazık bi piyasa. aslında kendi kendini yok etmiş ya neyse püncüğüm evelallah şarkısıyla vede etmek istiyorum sana lakin yemek var fırında..




istanbul
hosting