|
01 Mayıs 2010, Cumartesi
saat: 15:10
Bu kadar büyük adımlar atmamalıydın, hemen biraz ilerinde gördüğünü sandıkların belli belirsiz diye. Uzaklığı hesaplayamadan attığın boyunu aşan bu adımlarla düşüp dağıldın işte. dağıldın da ne geçti eline? tuttuğun ne elinde? kısaca "sik" diyoruz aslında adına elinde tuttuğunun, evet. tutkularını dizginleyerek hareket etmeyi öğren artık. peşlerine takılıp arkalarından yürüme, yaramıyor sana.. hızlarına yetişemeden takılıp düşüyor ve yaralanıyorsun. hayatını feda edebileceğin bu tutkular için yanlış zaman, yanlış yer, yanlış dünyada nefes alıyorsun yanlış gerçek ve yanlış doğrularla, unutma. bırak güçlü, soğuk ve acımasız bilsinler seni en mükemmel halinle. sakla özündeki gözyaşıyla boğmak üzere olduğun porselen meleği. gördükleri an kırar, döker, parçalar ve yerler.. her zamanki gibi. insanlar. varolmanın acısı yeter, izin verme artık. verme.. E. İstanbul'a yerleşmekle kalmayıp bir de yan adamızda ev tutup komşu oldu bana. Eskişehir'de 3 yıl aynı şatoyu pardon öğrenci evini paylaşmak, aynı sınavlarda beyin ve dirsek çürütmek, güzelim kampüste serserilik yaparak yaymak, Porsuk'un civar kafelerinde ve gecelerde sürünmek, sadece gözlerimizle bile kendimizi ifade edebildiğimiz dostluk yetmemiş bize.. Benim İzmir'e onun Kıbrıs'a göçmesi yenilenen hedeflerimizle, kopuşumuzdan tam 8 yıl sonra bugün yine bir araya getirmek içinmiş bizi meğer tüm bu ihtişamlı lanetle. Üniversiteye başvurusunun kabul edilip çağrılmasına rağmen, ülkeden gidişini ertelemesine çok sevindim. Neredeydik, neler yaşadık, şimdi neyiz.. hala kaçık, hala deliyiz.. iyi ki var, iyi ki geldi.. Korkuyorum ama gidiverir diye, öyle ki her yerden kapışılmaya çalışılıyor kadın. bırakmam, bana neki. serseri ruhumu huzur serumuyla tedavi edebilen tek dostum. ............ benim, ben. evet, ben. varlığınla imkansız bir adada, yaşıyorken kendimi yokluğunla sonsuz bir tutkusun şimdi. sen. evet, sen. söyle neden? be ada-m! öyle kal, madem istediğin bu diyen buruk bir madam. .. kendimde.. kendi düşlerimde kaybolmuş uçarken, bir hüzün ağacına konmuşum.. dalında meyvesi çile. neyse, aklımdan sarkanlarla dökülmüşüm yine. | ||
|
|
||