|
02 Mayıs 2010, Pazar
saat: 20:35
Adriyatik, güneş, kum, rüzgar, toprak, gökyüzü, beyaz şarap, zeytin, Comacchio... Bir haftasonunun özeti. Bu evren beni sarhoş ediyor mutluluktan, rüzgarın saçımı birbirine katışı, kumların ayakkabımın içine doluşu, dalgaların beni sırımsıklam edişi, toprağın üzerime sinen kokusu, güneşin gözümü alan parlaklığı, kuşların o muhteşem uyum ile göç edişi, ağaçların her mevsimi farklı karşılayışı, denizin gökyüzü ile o derin mavilikte buluşması başımı döndürüyor. Mutluluğun sırrını bana öğrettiğin için teşekkür ederim Tanrım. *Kariyer kelimesi Latince Carrus sözcüğünden geliyormuş. Carrus; Yük arabası, Sırtımızda bu kadar yük varken doğa, börtü, böcekte neymiş değil mi? Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından. Nazım Hikmet. | ||
|
|
||