03 Mayıs 2010, Pazartesi
saat: 11:45


sabah kendime tanıdığım bir saatlik ek uyuma süresinde erotik-fantastik türde bir rüya gördüm. o da nasıl oluyor dersen ayrıntılar aşağıda:

lunapark gibi bir yerdeyiz. a. var. ben korkuyorum oyuncaklara binmeye, çok garip ve tehlikeli şeyler var çünkü. bir oyuncağın çıkış kapısında a.'yı bekliyorum. bitince geliyor ama birden ortalık karışıyor. gruplaşmalar oluyor ve kavga çıkıyor. aslında tam kavga da değil böyle laf atışması gibi bir şey.

buranın lunapark değil de bir kamp olduğunu anlıyoruz. esir kampı gibi bir yer.

sonra burnu baton ekmek gibi uzun ve kuru bir köpek geliyor. ben bunu seviyorum sonra da bir sıra diş kopartıyorum ağzından. öyle acı vermiyorum hayvana. dokununca dişler çıkıyor zaten. bu dişleri alıp önümde duran tellere diziyorum. sonra bir flashback yaşıyoruz veeeee ondan bilmemkaç sene öncesine dönüyoruz.

az sonraki sahneler +13 grubuna hitap eder. daha önce bir oyunda dünyayı donmaktan kurtaran bendeniz bu sefer geç kalmıştır. ancak kıyamet sonrası hayatın tekrar canlanması için elinden geleni yapmaktadır :)

çatısı ve cepheleri eternitle kaplı baraka gibi bi yerin önünde 4-5 kişi sırtımızı dayamış oturuyoruz. etrafta sadece kum var.

birden gökten yeşil dallar düşmeye başlıyor. bu dallar düştükleri yerde tutuyorlar, orada ağaç oluyorlar. çok heyecanlanıyoruz. sonra bir leylek sürüsü geliyor. bizden başka canlı görmeyeli yıllar olmuş ve çok şaşırıyoruz. leyleklerin boyutları devasa. aç olabileceklerini düşünüp korkuyoruz bize saldırırlar diye.

(ekşın başlıyor)
kendini grubun lideri ilan eden ve benim nefret ettiğim adam elinde bir sopayla barakanın arkasına konan leyleği haklamaya gidiyor. ben de merakıma yenilerek peşinden gidiyorum. barakanın içi karanlık. burada ne olduğunu anlamadan sevişmeye başlıyoruz.

bundan sonraki sahnelerde biz sürekli sevişiyoruz gayet mekanik bir şekilde. şarkıdaki gibi:
you and me, baby ain't nothing but mammals
so let's do it like they do
on the discovery channel


ahanda aynen öyle tavşan sevişmesi, bikbikbik...
ondan sonra bu sahnelerle aynı ekranda, yanda geçen yılları ve bizim gelişen soyağacımızı görüyoruz. yalnız bütün çocukların isimleri yayın evi ismi ! sayemizde edebiyat dünyası canlanıyor. diyorum elimden geleni yapıyorum diye !

ara sıra bir askeri araç gelip kampa birkaç kişi getiriyor. bir gün araç gelip yenileri getirip bir sürü kişiyi de götürüyor. bunların içinde ben de varım. nefret ettiğim adama yıllar içinde aşık olmuşum. ikimiz de yaşlanmışız, 40lı yaşların sonundayız. ayrılmak çok zor geliyor. ben gidiyorum, o elinde benim hırkamla kalıyor oracıkta, elinden hiçbirşey gelmiyor ve son. bitti rüya.

işte böyleeee... dünyaya edebiyatı ve bi ton çocuğu getiren biz öööyle g.t gibi kalıyoruz. ben herhalde götürdükleri yerde öldürülüyorumdur. orası meçhul.

garipti len :) adam kim acaba? :P

günün şarkısı: manga/göksel - bitti rüya

istanbul
hosting