|
03 Mayıs 2010, Pazartesi
saat: 13:59
alfred hitchcock' la alacakaranlık kuşağı tadındaki gergin rüyalar serimize bir yenisi daha eklendi :D gökhan ile hızlı tren gibi birşeye binmişiz. en arkada yola ters duran koltuklara oturuyoruz ben ayagımı oradaki demire koyuyorum. karsıma uzun, düz saçlı, gözlüklü sarhoş bir eleman dikiliyor. bana bak ayağını indir ordan heaaa, diye kükrüyor karşımda. ben de, sen bırak ayağımı filan fazla kaçırmışsın o yüzden dert ediyosun yoksa dert edecek birşey yok bunda, diyorum. arkadan bi sarhos daha çıkıyor. ne biçim konusuyorsun sen ya kesiyim mi lan kafanı, diye sustalı çakıyı suratıma tutuyor. gökhan araya giriyor. ya sen manyak mısın? adam ne yaptı da kafasını kesmekle tehdit ediyorsun? deli misin be adam? filan diyor. olm sus diyorum smdi sana salça olcak filan. ne ben ayagımı demirden indiriyorum, ne o sarhoş indir ayagnı demekten bıkıyor. ne sustalı abi kafa kesme tehdidini geri çekiyor, ne de gökhan adama itiraz etmekten. bu tren yurtdışından geliyor sanırım bilmiyorum tam olarak. derken biz fırsatını bulup bir durakta trenden kaçıyoruz koşa koşa o iki tip trende kalıyor. indiğimiz yer çok izbe, çok ücra bir yer sokak lambası yok dar karanlık pis... gökhana bagırıyorum laaan allah kahretsin burası romanya olmalı burda herkes trendeki psikopatlar gibi kendmize saklanacak güzel bir yer bulalım diyorum. sürekli koşuyoruz koşuyoruz. derken günışığının mukemmel güzellikte vurduğu bir aralık görüyorum. günışığına doğru koşuyorum koşuyorum. ışığın süzüldüğü aralıktan bir bakıyorum şükrü saraçoğlu stadı ışıl ışıl parlıyor. gökhaaaaaaaaan burası kadıköy çıktık olm yırttık olm hemen aşşağı koşalım kurtulduk olm diyorum. derken dedeman hotel tarzı bir yerin terasında elbiselerimizle şezlonglara uzanmış sohbet ederken, ezgi bana telefon ediyor ve ulvinin doğum gününe çağırıyor. ya diyorum sen ulviyi nerden tanıyorsun tanımaman lazım hiç görmedn ki diyorum. tamam görüşürz diyo. uyanıyorum. snra gün içinde facebooka bakıyorum, tüm bildirimleri göster diyorum kaçan bişey olmuşmu diye kontrol etmek maksadyla ve ulvinin 1 gun once doğum gunu olduğunu görüp dumura uğruyorum. bu nasl bir bilinçaltıdır bilmiyorum. beşiktaşlıyım abi ben kurtuluşu şükrü saraçoğlunu görerek yaşamak koydu uyanınca. bana telefon edip dogum gunune cagıran ezgikız da hakikaten o ulviyi tanımıyor. şezlonglara elbiselerle uzanıp güneşlenmek de mallığın zirvesi yani :D | ||
|
|
||