|
04 Mayıs 2010, Salı
saat: 10:57
aslında dün yazmak isterdim ama çok uykusuz ve yorgundum.. elim gitmedi birtürlü günceme yaz butonuna.. (buarada karnım ağrıyor yine üşüttüm galiba..) tuvalete gittim geldim.. çok kötüydü çok :oPp neyse daha iğrenç olmayacağım.. ne diyordum.. pazar akşamı çok güzel bir yemek yedim. süper bir manzara eşliğinde et mangal.. yanımda sevgilim.. karşımda annesi ve babası.. halıcıda yaşadığımız gerginlikten sonra buzlarımızı eritmeye yardımcı oldu yemek.. ama yağlarımızı değil :o)) akşamında bursada kaldım.. zaten son zamanlarda iyice dozuttum.. elimde olsa istanbula hiç dönmeyeceğim.. işe hiç gelmeyeceğim :o)) önceki seferlerden edindiğim tecrübeye dayanarak çalar saatimi otobüs kalkış saatinden bir saat önceye kurdum. sevgilimi kaldırma çalışmalarına daha erken başlamak için. geçen seferki gibi yollarda sürünmeyeyim diye.. zaten geç yatmışım.. uykumu 12 saat de uyusam alamayacaktım. bir de üstüne saat tam rüyamın ortasında çalıncaaa.. gün boyunca kendime gelemedim. kendimi yataktan zor kaldırdım. hemen akşamdan hazırladığım giysileri giydim. 5 dakika sonra çıkmaya hazırdım. ama önce sevgilimi uyandırmalıydım. eğer 06:30a kadar kalkmazsa taksi çağıracaktım. telefon numarasını önceden ayarlamıştım.. sevgilimin yanına gittim. o kadar tatlı yatıyordu ki.. açtım yorganını yanına girdim.. sarıldım.. kafamı boynuna gömdüm.. kokladım, kokladım.. döndü sarıldı bana.. ben öyle ömrümün sonuna kadar yatabilirim.. benim aksime sevgilim uyurken o kadar tatlı görünüyor ki.. onu saatlerce izleyebilirim.. köstebeğim benim :o)) neyse kalkma konusunda çok uğraştırmadı beni.. her sabahki gibi asık suratlı da değildi. yani bildiğin normal bir insan gibi.. kalktı, hazırlandı ve terminale bıraktı beni :o)) | ||
|
|
||