|
08 Mayıs 2010, Cumartesi
saat: 02:50
zamani takoz kasetlerimiz gibi ileri geri sarabilseydik gunce, benimki kesin banti pervaneye sardirir dugum olur kalirdi. sonra elimde kursun kalemle duzelteyim diye ugrasir dururdum, toparlasam bile burus burus olur, calarken cizirdardi omur billah. boyle deyip avutuyorum en azindan kendimi, zira zamani ileri geri sarabilseydik coktan yarin saat 4'e sarmis olurdum simdiye, nobet de gecmis olurdu cumartesi calisma eziyeti de. neyse. geriye sarabilseydim nereye sarardim acaba? topi'yle merdiven kenari muhabbetlerimize olabilir mesela. veya gece anne/babayla bahcede salincak tepesinde tunemelere. ava'yla damda bira icmeye de olabilir, veya kisin khalkedon'da kalorifer kenarinda damarlardan cay akitma girisimlerine. eski odama da olabilir, cekmeceleri basamak yapip sabunlarimla macera senaryolari yazidim tek kisilik oyunlarima. olabilir. gecenin ucra vakitlerinde piyano calmaya, okul cikisi annemle mutfak geyikleri cevirmeye, gould'un merdivenlerine yayilip okulun kedilerini minciklamaya da olabilir. deli gibi asik oldugum salak yeniyetme gunlerime bile sarabilirim, goreyim diye nasilmis ask. resimlere bakiyorum, zaman duruyor. geriye sarsam banti da tekrar tekrar akitsam diyorum... | ||
|
|
||