|
08 Mayıs 2010, Cumartesi
saat: 18:47
Radyoculukta ki yegane başarı sizi en az bir kişinin o da tercihen başka bir şey de dinleyebilecekken sizi dinlemesi koşuluyla dinlemesini sağlamaktır. Radyoculuğun temel şartları arasında konuşmaya başlarken yayını dışarı vermeyi unutmamak da vardır. Özellikle yerel veya yerel kadar küçük radyolarda konuştuğunuzu ve aslında sizi başka bir şey dinelyebilecekken sizi dinlemeyi tercih etmiş insanların asla duymadığını sizi fazla sıkmadan uyaracak bir başka çalışan yoktur. Veya belki de vardır. Bu odadan çıktığım mı var diyip kafasını kaleminin mürekkepli yeriyle kaşıdı A.R. Tekin Artık kaç yaşında olduğunu unutmaya başladığı bir yaşta ve sarımsı saçlarına mürekkep bulaşmış bir halde yayın masasından kalktı, odasının içinde hep kaynayan tüpgazdan çaydanlığa baktı. Dibi tutmuştu. Şuna biraz su koyayım dedi, ama yerine oturdu. Kulaklıklarını geçirerek yayına girecekti ki, boş bardağına bakıp, Çaydanlığı alıp çıktı. Elinde çaydanlıkla geri dönmesi fazla zaman almadı, Kimi kandırıyorum bu odanın dışında bir şey yok ki. Çayımız bittiyse bitti, di mi oğlum, bir sürü soğuk oralet yapmıştım. Allahtan. Oğlum dediği 1983 tarihli bir kapalı pideydi.. | ||
|
|
||