09 Mayıs 2010, Pazar
saat: 20:23


"keşke" ile başlayan bir günce, bir şarkının keşke dedirttiği bir günce yazarı, eskiden güncenin müdavimi olup da son zamanlarda unuttuğunu hatırlayıp "ne oldu acaba günceye?" diyen bir başka günceci...

bunlar bana: "neden artık daha az yazıp daha fazla tükeniyoruz?" sorusunu düşündürdü. tam o sırada bir şarkı çıktı sourberry'de: "uzun uzun anlatamam her şeyi..." ben de vazcaydım.

bir dönemimi kasıp kavuran, domine eden, bir misale göre redbull'um olan "kimsecikler"i düşünmüştüm geçenlerde. bir kimsecik askerde ama dönmek üzere(sakın onu unuttuğumu sanmasın, hep aklımda. haberlerde şehit haberini dört gözle beklemekteyim :D ), biri KPSS'ye hazırlanmakta, birinden bir süredir haber alınamıyor(onu da hiç mi hiç unutamıyorum, hayatımda hatun kısmısını değerlendirmemi imkansızlaştıran bir şahane-i candır) naçizane ben de dershane köşelerinde aklımı muhafazaya çalışmaktayım. (bu cümlenin anlatımı bozuktur)
işte bu şekilsiz ve kemiksiz güruh acep neden bir araya gelme hususunda başarı hanesine bir puan koymayı başaramamakta diye de düşünmekteyim.
yukarıda çiziktirdiklerimden de anlaşılacağı üzre yalnızlığın ve dostsuzluğun deniz tabanında gezinmekteyim. tek tutanağım sevgili nini'dir.

yüksek müsaadenizle ben aklınızın tenha köşelerine çekiliyorum ve bir kimsecikler oyunu için biraz zaman rica ediyorum. umarım bu kez kimsecikler artarak çoğalırlar ve durdurulamaz, dokunulamaz bir dalga halinde tüm dünyaya yayılırlar.(bu cümle daha da bozuktur)

istanbul
hosting