10 Mayıs 2010, Salı
saat: 16:32


Şakir;

Hiç beklemediğin bir anda,
ne bileyim yatakta uyurken mesela... Birden gözünü açıp da ortalığın kıyamet gölüne döndüğünü gördün mü? gördüp de apışık kaldın mı? Böyle birşeydi işte, titreyemedim bile.

Sonrasında ne olur dersen, bilemiyorum sonrasında ne olur... Nefes almadan da yaşayabilir insan. Doğasında var önce bozup sonra bozduğuna üzülmek... Tadını çıkarmalı belki de, üzdüğü yere kadar üzülmenin. sonrası zaten bizim birader, güneş yok bulut yok, kar yok bir de buz yok. Alabildiğine bizim.

Yazı nasıl yazılıyordu onu bile hatırlamıyorum, belki yeniden yazarım. İnsan yazmayı unutur mu? İnsansa her şeyi unutur ve asla unutmaz.
Hiç hatırlanmayan şeyler sebebiyle asla affedilmeyen insanlar tanıdım ben. Hiç unutmadıkları için bir türlü affetmemezlik yapamayanlardan da bolca var.

....

Aradan zaman geçer. Bir telefon çalar gecenin ortasında ya da işte hocadan tam önce, müslüman mahallesiyse. Her şey olabilir evet, söz konusu insansa.

Bu harfleri tuşlarken dirseklerim, dayandığı mdf yi kırabilir de veyahut da tam tersi.

"veyahut" nasıl yazılır tam olarak bilemiyorum. Gerçi biliyorum dediklerimden de tam emin değilim işte...

saat: 16:39

Şakir,

Alanın memnun, verenin zevkten dört köşe olduğu bir diyarda, memleket kurtarmaya kalkışmaktan daha büyük bir ahmaklık var mıdır? yoksa kişi memleketten yalnızca kendi ibaretibilitesini mi kastetmektedir?
Sanırım kurtulmak isteyenler bir araya gelip kendinilerini kurtacak kişi kurum ya da bir kuruluş arasalar, ki şahsen bir araya gelmenin imkansız olduğu bir zamanda yaşadığımızı düşünmekteyim, bulduklarında, nelerden kurtarılmak istediklerini tam olarak izah edebileceklerini de düşünmemekteyim. Neticede kurtulmak isteyen önce silkelenir, silkeleyecek kim var diye etrafa bakmaz.

Bu durumu basite indirgediğimizde, ortaya çıkanın, sorulduğunda tokum diyen ev arkadaşımın, yemek piştiğinde masaya ilk oturduğu görülür. Aksi bir durumda nasıl davranacağını görmek için de yemek pişirmemek yeterlidir. Tahmin edilebileceği üzere, yemek yoksa, yemek için yerinden pek kalkmaz.

Bu açıdan bakıldığında, ilk paragrafın biraz çelişkili olduğu anlaşılabilmektedir. Peki çelişkide, problem nerededir? Çelişik olmak insanın ruhsal yapısının temelini oluşturduğunda?


istanbul
hosting