11 Mayıs 2010, Çarşamba
saat: 05:09


bu neyin sessizliği, kendi çığlıklarımdan kulaklarım uğulduyor... yine sabaha kadar uykusuz melankolik bir ruh... pes etme arifesinde ip cambazıyım... kaybettiklerim, kazanamadıklarımdan daha çok değil ama hayal denilen, hedef denilen, tutku denilen her şeyimden soyundum... çıplaklık sadece sevişme çıplaklığı... babamı özledim, kendimi özledim, umutlarımı özledim... ama çözümü var babamı özleyince mezarına, kendimi özleyince aynaya, umutlarımı özleyince işime bakıyorum... bunların dışında acımı özledim... işte o zaman susuyorum... ahmaklığı kabul edemiyorum anlamlandıramıyorum... en güçlü zamanımda en zayıf tarafından yaralanmak tarihte bir sezar'ın orta dünyada kral arthurun günümüzde ise sanırsam benim başıma geliyor...bütün gece havlayan sokak köpekleri kadar sessizim... onlar havlıyor ve ısıramıyor... ben susuyorum ve uyuyamıyorum... elbet bir gün gelecek karşılaşacağız sen vicdanınla yüzleşeceksin ben seninle o zaman bunamam ve hatırlarım tüm sessizliğimi ve cümlede kullanabilirim... dünyanın merkezine inmek gibi sen ne kadar dinlemeye dayanırsan vicdanı ben ağırlaştırılmış hakeretten arındırılmış sterilize cümleler kurucam... sen kendine hakaretsin diye ben imlamı biliceğim... ben tanrının lütfu ve ben tanrının adaletinin aksamayan tek mahkumu... içimdeki öfkeyi yazmaya başlasam parmak uçlarım kanayana kadar devam ederim... şehir uyanıyor... bu gecede korudum senden şehr-i istanbul'u

istanbul
hosting