|
11 Mayıs 2010, Çarşamba
saat: 18:51
sanırım iş hayatı böyle bir şey. sen ne kadar temiz kalpli davranırsan davran, illaki senin kafana basıp yukselmeye calısanlar olacaklardır. bu senin oradaki en yakın arkadasın sandıgın kişiyse.. ve yavaş yavaş bunu görüyorsan.. daha da acıdır değil mi? o halde "arkadaslık" gibi hassas konularda acele karar almamak gerek. herneyse, sanırım her insanın hayatında böyle bir an vardır. gercekten inandıgın biri tarafından kandırılma anı, hem de sen onun için iyi bir şeyler düşünüyorken. simdi ise ben o laf gibi "iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum" cunku benim önüme gecip yükselmeye calısan, benim yolumu tıkamak icin elinden geleni yapan bir insan icin iyi bir sey düsünme aptallıgını yapmak icin yeteri kadar kücük degilim. kücük demisken.. insanlar kücük oldugumu da düşünüyorlar, bu pozisyon icin fazla genc oldugumu. "ilk iş yerin değil mi" gibi cümleler gülümseyerek bitiyor. evet gencim. ama bunu avantajlarını kullanmayıp da hayıflanacak kadar "toy" değil. neyse, yine de hic bir seyin, sizin aslında yıllardır hayal ettiğiniz seye kavustugunuzda keyfini sürmenize gölge düşürmesine izin vermemelisiniz. yine de burdasınızdır, genc ve hassas kalbinizle belki iş hayatındasınızdır artık. altın kural: basınızı egmeyin, iyi niyetinizi suistimal ettirmeyin. ama yine de iyi olmaktan vazgecmeyin. sadece kime "iyi" olacagınızı, kime olmayacagınızı secin (kime kötü olacagınızı değil) | ||
|
|
||