|
12 Mayıs 2010, Perşembe
saat: 00:19
bugün yarım saat diye evden çıkıp 8 saatlik mesai kadar dışarıda kaldım. nası geçti gün anlamadım. sabah klasik "istanbul'da ilk sabah" bunalımıyla geç kalktım, sonra sevmesem de tatlılı bir kahvaltı yaptım. az daha zaman harcayıp izmir'den arakladığım kumruyu mideye indirdim. sonra hazırlandım d. abla'yla buluştum. m.'ın ilaçlarını verdim. tam paketi açıp bakacaktı ki son anda kurtardım. aman görmesin ne ilacı olduğunu, bin yıl başımızın etini yer sonra. oradan m.'e gittim, annesi burada, geçen hafta gidememiştim e. teyze'ye orada çaylar kurabiyeler şeklinde tıkınmaya devam ettim. sonra bi telefon, "ben taksim'e çıkıyorum, sen nerdesin?" ve sonunda beklenen buluşma :)) anında uçtum :) taksim'de tanışılan bi güzel insan ve beni sırıttıran bir sohbet. onunla yollarımızı ayırdıktan sonra a. ile akşam yemeği, nöbetçi eczane arayışı ve tekrar m. ! ilacın teslimi, niğde gazozlarımı alış ve sonunda eve giriş ! oturup ne zamandır yapmadığım üzere uzuuun uzun gazeteye gömülüş ve şimdiye kadar içebildiğim tek yeşil çayı yudumlayış. az önce de katledilen tırnağıma ilaç sürdüm. ilaç isimlerinin yurtdışında da aynı olacağı yanılgısıyla eczacıya derdimi anlatamayınca kadın bana o ilacı vermişti. kapağı kapalı olduğundan bu kadar berbat kokan birşey olduğunu bilemedim tabi. az önce tekrar sürünce m.'ın kulaklarını çınlattım. nerdeyse beni odadan atacaktı o gün eheh :) özledim keratayı beee ! öyle işte, süper hareketli bir gündü. özlemişim :)) günün şarkısı: bugün hiç müzik dinlemedim ben yahu... bilemedim. | ||
|
|
||