18 Mayıs 2010, Salı
saat: 00:01


bu aralar biraz dağınık gidiyor hayat. baharın kendini artık yazın kollarına bırakmasıyla ben de bir şeylere teslim oldum demek ki. bir zamanlar ''yapmam.'' dediğim şeyleri birer birer yapıyorum. zevkli mi? eh, her günah gibi, evet.



bisikletin birinci ay bakımını yaptırdım. şahtı, gıcır oldu. pedallarının delicesine çevrilmesini hakediyor. gel gör ki bacaklarımda o kadar kuvvet yok son bir kaç gündür. neyse. yarın biraz zorlarsam, bir şey olmaz sanırım.


bacak demişken, bacaklarını makarna suyuyla haşlayan yegane kadın olmalıyım. olay kısaca şöyle oldu: ton balıklı makarna aşerdi canım. bu arada da acaip açım. bir an evvel midemle buluşturmak istiyorum kendisini. zaten sağlam olmayan sağ elimle tencereyi havaya kaldırmamla, makarnaların havada parende atması bir oldu. neyse ki son bir refleks ile nerdeyse masaya çıkınca son anda olası bir sağlık ocağı ziyaretinden kurtuldum. buz, krem falan hallettim kendi çapımda. ne demişler; insan kendisinin doktoru olmalı. ben dedim, oldu.



t. ile hemen her gün konuşmaya devam ediyoruz. yakında izmir'e gelecek. ve çok şey değişecek. eminim.



o değil de, spartacus'ün sezon finali ne harikulade idi. capuaaaaaa!



o kadar çok uykum var ki, hala ne bok yemeye buradayım, bilmiyorum.

istanbul
hosting