|
21 Mayıs 2010, Cuma
saat: 01:21
Dragonlance okuyorum bu aralar, delicesine, her bos dakikamda. o kadar ki birini bitirip birine basladim. (taniyanlar bilir, ayni serinin kitaplarini art arda okumam ben normalde, tek istisnam Zulfikar'in Hukmu'dur simdiye kadar.) karakterleri eski dostlarim gibi ozlemisim, onu fark ettim en once. daha sonra da bu Dragonlance askinin hayra alamet olmadigini. Victoria'dayken boyle olmustum- alakasiz fantastik kitaplari yutarcasina okuyordum, bos her animda rahlemin basina geciyordum, yemekte tuvalette yatakta her yerde surekli okuyordum. kitaplarda saklaniyordum. simdi de Krynn'e kaciyorum her firsatta, bu dunyanin tadi yok. bahar geliyor, cicekler aciyor falan filan ama Krynn'in kanli savaslari buranin huzursuz sessizliginden daha iyi geliyor yorgunluguma. hayra alamet degil bu gunce. "you can't fight someone else's battle, especially if it's against their own soul," diyor Riverwind. dogru belki, ama yanimda biri olsa belki daha sevkle savasirdim diyorum... | ||
|
|
||