|
21 Mayıs 2010, Cuma
saat: 12:03
evet günce, eğer herşey yolunda giderse ben de giderim, yani istanbuldan. belki izmir, belki çanakkale, belki avusturalya, belki isviçre, belki ispanya, belki irlanda, belki italya, belki danimarka, belki meksika.. bi sürü belki var, ama sadece bir tane karar. bütün bunlara tamamen bu hafta karar verdim. zaten uzun zamandır düşünüyordum, ama bu hafta fikrimin eksponansiyeline vardım. karşıyaka ya da teşekkürler.. dün stadda maçını izlerken sevgili kaf-kaf ın olmayacağını anladım. müthiş güzel taraftarı boşuna çabalıyordu, çünkü sahada iyi niyetli de olsa kaliteli oyuncu yoktu. yine tribünler 90 dakika susmadı, vazgeçmedi, yazık... ben vazgeçtim! zaten melis bana insanlara güvenilmemesi gerektiğini öğretmişti, o zamandan beri bensizim sanırsam. yani bir birimize söylediğimiz yalanlar çok aşikar, biraz daha uğraşırsak nasıl olsa zihnimizde ki ideali bulamayacağımızdan kendimize mangal yapacak başka insanlar bulabiliriz, haa belki bunun için biraz daha içmek gerekir ama yine de olur. mesela eski-eski sevgilim de öyle yaptı, kankasının sevgilinin kankasına inandırdı kendini, mutlu olduğuna, sevebileceğine, vesaire. mesela eski sevgili, .... yok ya sanırım onu birtek ben üzdüm, o çok iyi bir kadındı, ama olmayınca olmuyor, biz bir olabilecek insanlar değildik sanırsam. neyse, yani yeterince kandırırsak kendimizi olur her şey. o yüzden ... biterken ben; The Ideal Husband - The Ritornello | ||
|
|
||