|
21 Mayıs 2010, Cuma
saat: 17:27
istanbulda neden o kadar antisosyaldim anladım. Bir kere diğer herkes sosyal olduğu için ve u bahn olmadığı için, yeterli bir ulaşım sistemimiz olmadığı için. Bu nedenle en merkez yerde bile başlayan yolculuklar en fazla atatürk oto sanayinde son buluyor.Kılıçdaroğlundan sürpriz metro sistemi açılımı bekliyorum, ama o en önemli sorunumuz öğrenci yurtları diyerek en azından benim kaleme şut atmamış oldu. Belki bu iyidir. Zaten kalecide değilim sanıyorum yakalayamazdım. Bu kolaylıkla, ve bilet alma makinalarını doğduğumdan beri kullanırmışcasına yaptığım yolculuklar, gittiğim marketler, yaptığım ütüler, gittiğim arkadaşlar, içtiğim barlar oturmaktan daha kolay bir noktaya dönüşüyor. Bir kaç gün önce, uzun bir İkea seyahati yaptım, çünkü evdeki yedi yastığı falan üstüste koysan, yine de boynun mesafesi yatak seviyesinden yukarı kalkmıyor. Metroyla gittim, sonra her oku takip ederek İKEA ya ulaştım. O sarı torbalardan alıp önce biraz bekledim, acaba para istiyorlar mı bunun için diye. Kapitalizm ne zaman vahşi ne zaman gizli vahşi, ne zaman kurnaz, hemen anlayamayacak kadar aptallaşmasaydım belki hemen o sarı torbayı alır ve uzaklaşırdım, ama bekledim, ben bekleyince, yanımda 78 yaşında-sonra öğreneceğim- lacivert armalı bir ceket giymiş, lacivert kırmızı kravat takmış beyaz saçlı beyaz kaşlı, mavi gözlü bir Alman peyda oldu. Almanların ülkesinde bunlara takılmamak gerekir hele ki tek bir yönü olan mağazalar asla paranoyaklara veya takip ediliyorumlara göre değil. Ama sonrasında rotamı kasalara çevirdiğimde adam yeniden belirdi ve büyük arabamla aslında yanlışlıkla onu sıkıştırarak öldürmeye çalıştım sanırım. Önce almanca, daha sonra İngilizce Nerelisiniz, otantik bir görünüşünüz var dedi. Ben de iyi bir şeyse bu teşekkür ederim dedim. Tükiyeden geldiğimi söyledim, senarist olduğumu daha inanarak söyledim. Benim de duvar zamanı bir kapı komşum vardı dedi. Hasan Gürpınar dedi, tamamen başka bir şey der gibi. Kirpikleri o kadar güzel bir adammış ki, ailesi ibne sanmasınlar onu köyde diye tüm kirpiklerini yakmış. Evet dedim. Hiç durmadan her yerden konuşuyordu. Yalnız mıydı anlayamadım. Sıradan bir misyoner için fazla entellektüel rahattı. Hristiyanım ben dedi. Ben mesela kurban keserken iki yüzlÜ davranmıyorum , avustralya da mesela, kangru öldürdüm kendi ellerimle, diğerleri gibi, birilerine benim adıma sevap işlesinler diye para vermedim . Hemen arkasından, Kangru henüz beynimde bu adamın BEYAZ KAŞLARINA SIÇRAYAN KANIYLA CAN ÇEKİŞİRKEN, KONU NASIL GELDİyse geldi, aslında gençler inatçı dedi, sizin gibi birini bulmak ne hoş. Bir de neye inat ettiğimizi ve tam olarak neden orada 5 tane yastıkla bir sürü pipet arasında bu adamla konuşuyordum anlasaydım.Hala bu çabayla orada duruyordum. Gençlerin mesela, onlarla anlaşmanın en iyi yolu, onlara bir şey dinletmenin en iyi yolu, kafalarını kesmek , ve o kafayla konuşmak dedi. O zaman işte zararsız olurlar. Naziydi belki de. Aslında o sokakta gördüğümüz hitler bıyıklı adamlar değildi , bunun gibilerdi belki naziler. Her şey ruhanidir dedi. Ruh...Mesela, rakı. Rakının kapağını bir kaç gün açık bırakıp içsen, sarhoş olamazsın, ruhu açık kapaktan yitip gitmiştir.Sen de, tanrı istemezse yaratamazsın. Yaratamayacaksın. Sonunda bununla ilgili olduğunu anladım her şeyin, yine bırak bu işleri git işaretlerinden biri gelmişti. Hemen İkeanın dışında, muhteşem bir graffiti ekibi, büyük bir ciddiyet ve yüksek sesle duvarları boyuyordu, koşarak onlara katılmayı ve koklayabildiğim kadar tiner koklayarak yazı yazmayı unutmayı yapmamı istiyordu tanrı. Veya Nazi subayı. Yine de kolay kolay kopamadım adamdan, hikayeleri ve ilhamı nasıl getireceğini biliyorum dedi. Ben de defterimi çıkarıp, bir mail adresiniz falan var mı dedim? O da 78 yaşındayım ben tatlım dedi. Telefon? Telefonum var ama ben bilmiyorum. Beni arayanlar bilirler. Evet. Ama adresimi vereyim, bana gelmeden önce bir kartpostal atın ve mesela, perşembe 9 da , sizi şu kadar arkadaşımla birlikte görmeye geleceğiz bay peter diyin. Adım peter Dietrich. Dietrich nedemek biliyor musun? Her kapıyı açan anahtar demek. Ve daha sonra, bir rus kız da arada lafa karıştı ve o sanırım daha hayatından emindi ve hemen yokoldu. Neticede, elimde şu anda, kapağı kapalı rakı olduğunu iddia eden biri var. Magic kurabiyeleri yapmayı öğreten mareene gittiğimde, levoyla ona bembeyaz, ortasında sadece ufacık siyah bir nokta olan bir kartpostal yaptık. İçimizden birisi bir silah sahibi olursa, bu hafta oraya gideceğiz. Bugünlerde festival var Mehringdamm da..Bugün, büyük içmeyi planlıyorum, 7-8 kurabiye de yedim marzepanlı. Hadi. | ||
|
|
||