22 Mayıs 2010, Cumartesi
saat: 09:08


şeyi anlamıyorum ben cidden. hani böyle bilerek ve isteyerek birilerine zarar veren insanları.

benim için, dünya'daki her şey çok komplike olmak durumunda değil. ne zaman ki komplike bi durumlarda buldum kendimi, hep birilerinin başı ağrıdı. demek ki, beynimin saniyede gerçekleştirebildiği işlem sayısı o kadar düşük ki, komplike durumlardan zararsız ayrılabilmemi sağlayacak çözümler üretemiyorum.

bu komplikasyonlardan uzak durmayı tercih eden yaşamım nedeniyle, aynı hatayı defalarca tekrarlayan insana, "gerizekalı" diyebiliyorum doğrudan. bu öyle olduğunu düşündüğümden değil, fakat birden çok kelime ile durumu anlatmaya kalksam, olay iyice karmaşıklaşmaya başlayacaktır her zaman.

bir de iyi niyetin suistimal edilmesi gerçeği var dünyada. bilerek ve isteyerek birilerine zarar vermeye çalışan insanların verdiği hasar, iyi niyetli insanlar karşısında maksimuma vuruyor. bu olaya her tanıklık edişimde akıl almaz bir gürültü selinin tam ortasında boğuşurken buluyorum kendimi.

ve bildiğiniz üzere, sele karşı çabalamak, hele ki bunu yüzerek yapmak son derece gerzekçe bir şey. olsa olsa bi yerlere tutunup bekleyebilirsiniz. o an yapabileceğiniz en mantıklı şeyin, bir yerlere tutunup beklemek olması da gülünç bir gerçeklik sunuyor.

ama yine de sikerler diyerek tutunduğunuz dalı bırakmanız da çoğu zaman kısa bir süre içinde gerçekleşiyor. bunun nedeni, dalın size hiçbir yardım sunmuyor oluşuyla ilintili olabilir. hatta belki, uzaklardan yardım seslerini alsanız, kuru dala daha sıkı sarılırsınız. ne var ki, insan inancını yitirdiği noktada, daha fazla beklemenin de çok bir anlamı kalmıyor galiba.

hep demişimdir, inandıkça periler gerçek olur diye. üstelik bunu kazık kadar adam olmama rağmen, hala iddaa ediyorum. oysa, hayatımda peri görmüşlüğüm yok henüz. belki de gerçekten inanmak salakça bi şeydir, ha ne dersin dostum?

neyse, capsler kurbağa olmuş; gideyim de ders çalışayım.

istanbul
hosting