24 Mayıs 2010, Pazartesi
saat: 01:19


Ağzımı burnumu dağıttım kendi kendime. belki 3 aydır jilet kullanmıyorum. 30 sn içinde tüm suratımı sıfır jiletle tıraş edince dudağımın kenarını kestim. Bir an için joker'e döndüm fakat sonra temizledim kanları. Durmadı şerefsiz aktıkça aktı ne diyelim akacak kan damarda durmaz.

Loituma dinliyorum akşamları felsefik oluyorum nedense.

Loituma ile de ne felsefe yapılır ya :)

Abim 4 gündür bizde ve eskiye nispeten sakin geçiyor günlerimiz. Yapacak bir iş,meşgale bulamadığından abuk subuk şeylere sarıyor,ya da ottan boktan şeylere mana çıkarıp evde huzursuzluk çıkarma,bizim sabrımızı ölçme çabalarında olsa da ailecek milli maç seyreden ülke halkı gibi kenetlendikçe kenetlenip birbirimize allahtan sabır ve selamet diliyoruz.

Bugün bahçelere gittik abim ilaç attı :D
Bense gayet yattım.

-İyi günler efendim.
-Hayırlı günler efenim.
-Sizce lise matematiğindeki determinant-matris konusu müfredattan kalkmalı mı kalkmamalı mı?
-Mattheus mu?! ne mattheus'u? Mattheus ne arar la tarlada? Ben 55 yaşında çiftçiyim. Mattheus'luk bir iş yok burada. Bize gelmez öyle Mattheus falan. Sabağları geliyen soğuğu yiyen ağşamları geçeyen gidiyen eve.
-Hö??

şeklinde bir gündü tabii ki de.

Yalnız bu tarla tapan ne zaman güzel olur biliyor musun günlük; şöyle 80-100 metrekare bir evin olur,sevdiceğini alırsın gidersin,önce saçlarına bir papatyalardan taç yaparsın,sonra evin bahçesindeki koltuk şeklindeki sallangaçlarda(ismi neyse aklıma gelmedi işte ondan) dizine yatırır baharın ılık esintisiyle sallanmanın karışık oluşturduğu o ufak rüzgarın saçlarını uçuşturmasını seyredersin,çevreye göre ve ortamda ağaç olup olmamasına göre opsiyonlu olarak tarık akan-gülşen bubikoğluculuk oynarsın ağaçlar arasında. Ardından tepelerin arasından gelen deniz havasıyla karışık tertemiz havayı içine çeker onunla yorulmuş olarak yatağa atarsın kendini orada bir güzel sevişirsin.


Günlük korkunç bir tembellik üzerime çökmüş durumda. Ergen çocuklar gibi herşeye isyan edesim var. Hiç birşey yapmak istemiyorum. somurtkan şirin gibi kenara geçip herşeye karşı "bana ne,ben oynamıyorum,ne yaparsanız yapın." diyorum.

Bir de acaip alıngan oldum bu aralar. Biri birşey söylediği zaman hep kötü manaya çekiyorum. Ne oluyor bana ya :S

Nazlı gelinler gibi oldum iyice.

Birisine birşey yapalım dediğimde bugün işim var derse hemen olumsuz düşünmeye başlıyorum "yok işte zaten benimle görüşmek istemiyor" vs vs diye. Yalnız bu gökhanın yediği son halt oldu bundan sonra aramam sormam ben bu herifi. Görüşmek isterse de denk getirip vericem ayarı. yüz verdik götü kalktı ibnenin. Ben sana değer veriyorsam onu kıçına sür diye değil,benim nasıl bir adam olduğumu görüp ona göre davran diye.

Neyse günlük bir insan çevresindeki kızlara karşı bu kadar mı duyarsız olur ya. Hiç kimseye en ufak birşey yapasım gelmiyor. Ama lafa gelince sevgilim olsun istiyorum. İstiyorum istiyorum da herhangi bir adım atıyor muyum? Sor bakalım bir,sor sor. Ne soracan a.q kılımı kıpırdatmıyorum :D

Hatta birini beğendiysem de fark etmesin diye ya uzak duruyorum ya da belli etmemek için elimden geleni yapıyorum.

İşte o yüzden bana birşey hissetmediğimden kendim olduğum,sıcak davrandığım insanlar-arkadaşlarım- ilgi gösteriyor. Ama ben onları çekici bulmadığımdan rahat davranıyorum :D

--------------------------------------

Günlük sence de sol diyezin hakkını savunmamız gerekmez mi? Sonuçta niye la'ya çözülmek zorunda olsun ki? Onu neden her zaman la'ya yeden olarak değerlendiriyoruz,ya da o görevi yüklüyoruz,ya da onu sadece bir piyon olarak bir renk olarak görüyoruz. Bence o da kendi kendisini kralıdır ve tamamen özgür olmalı kendi başına kalmalıdır. Sonuçta hayat onun hayatı ve biz onu bir yerlere çekmeye çalışarak ya da bir takım istemediği boyunduruklar altına sokmaya çalışamayız.

Ben şahsen sol diyezi çok yüce görüyorum. Ve sol diyez gibi kendini kanıtlamaya çalışan bir hayat geçirmek istiyorum,geçireceğim.

istanbul
hosting