|
26 Mayıs 2010, Çarşamba
saat: 18:38
Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir !..Onları serbest bırakmak, gevşek olanı kesmek..! İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor !..Bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz ; Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını..Daireyi tamamla, gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için ; Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul..! Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen ' O ' ol... saat: 18:39 doğum günüm anısına.. "dakikalar sonra demiyelim de, 5 mayıs aksamının 6-7 sularında doğmusum ben. çingeneler hastanenin yanında ateş yakıyorlarmış. (izmit ssk hastanesini bilenler vardır içinizde mutlaka.) büyümüsüm, adam olmusum, okumusum, işe girmisim, sevmişim, sevilmişim, üzülmüşüm, üzmüşüm… ama her şeyin fazlasını öyle dolu dolu yaşamışım ki bazen de yazık etmişim kendime. güncem.com diye bir site var. 2005'ten beri o kadar çok şeyi anlatmışım ki ona… bugün baktım da.. neler yaşamışım dedim kendime. 7 senelik, hayatımın anlamı dediğim adamdan ayrılmışım mesela. çok sevmişim onu… hala izleri durur bende. sonra arda'yı, ahmet'i, leyla'yı, serdar'ı, dinçer'i, melih'i tanımışım. öyle süprizler yaşatmışlarki bana, öyle günleri sabah etmişiz ki dostluğun ne demek olduğun uöğrenmişim ben onlardan. nedensizce sevmenin ne demek olduğunu… siz bilir misiniz bunu? ben biliyorum işte. sonra bir gün vadinin serin sularında serap çıkmış karşıma. serap gibi gelmiş bana. çok benzemişiz birbirimize. hatta çokça "kızım senin isminin içinde benim ismim var" demisiz heheh. üniversiteden kalan bana ise bir tek soner olmuş. öyle bir adam ki o aynı seyleri yaşamısız biz onla. aynı badereleri atlatmışız. her zaman yanımda olmus. bir abi gibi bir arkadas gibi… (taş'ız hala arkadaşım. kıskananlar çatlasın) aa tabii ki hayatımdaki koca pembeliği, batlamyosumu biricik başağımı da unutamam. o var ya o, duvarlarımız dayanmazdı bizim dalgalara. biz birbirimizi zorlardık dayanmaya… ve sertaç… hayatımdaki en önemli insanlardan bir tanesi o. fethiye caddesindeki ted'in koridorunda karşılaştık onunla biz. "sıkı giyin dışarısı çok soğuk" demisti bana. sonra yanıma oturdu ve bir daha da hiç kalkmadı… körfezin karlı sahilinde yürürken farkettim yine o benim için çok önemli… o yanımdayken huzur da yanımda biliyorum… sonra tiyatro girmiş hayatıma uğurla. terapim olmus benim tiyatro. onur, yeti, uğur son üç senemin erkekleri. onların yeri de ayrı. yetiye dokunmak öyle iyi gelmis ki bazen. her şeyi silmiş birden. ama bazen bazı seyleri tadında bırakmak gerekiyor. kızıyorum kendime. o kadar çok değer verirken hayata bir anda her sey bitiyor. haftasonu annemin yanındayken fark ettim… değer denilen seyi çoğu insan taşıyamıyor bu dünya da. bizim gibiler ağır geliyor hayata. annem(her seyim) kardeşim(çok özledim bi tanem benim) babam teyzem dedem annanem ibom çaaa yengem dayım…. ve tabii ki unutulmaması gereken bir sey daha. kelebekler vadisi… savas var canımdır o da. biz ardayla bölee taylanda falan gitmek istiyoruz. karar verdik. savas aradı bizi ben vadiye gidiyorum sizde gelin diye. biz böyle bir durduk "vadi mi" dedik. "hadi gidelim" dedik. ve bizi içine alan, bize huzur veren, bizi biz yapan vadiyle tanıştık. o peşinden ahmet ustayı, ilkerimi, tufanı, uğuralpi, ahmet abiyi, adileyi, haticeyi, iso'mu ve bir çoklarını getirdi bana. seviyorum ulen sizleri. şimdi ne istiyorum biliyor musunuz? öylece yatıp uyumak… uyumak dedim ya, vadide uyumak mesela. milyonlarca yıldıza tepeden bakmak. erkan'ın lafıdır buda. dolunay yokken, sanki tepeden bakıyormuş gibi gelir vadide yıldızlar. pine ve içtiğimiz şaraplar... şehide, esra çocukluğum, kaçamaklarımız… duygu, gökhan en acılısından kaybettiklerim bir ilk engin bir ilk hüseyin bir ilk ugur bir ilk serap bir ilk basak bir ilk soner bir ilk ahmet t. (öğrenci isleri) bir ilk serseri Mehmet... sonar kamer ece (herkes kamer deyince "senin ev arkadasın erkek mi?" deselerde ecesi de var yanında. simdi içerde… seviyorum seni ve enistemi de… rüyalarım, yazdıklarım, hikayelerim, içimdekiler, tutamadığım göz yaşım, hıçkırıklarım, değerlerim kaybettiklerim, gücüm, saçımdaki beyazlar… 30 yılda olan daha neler neler… ahmet: ben yesilköyde waffle yemegi özledim. arda: göğsüne basımı dayamayı özledim leyla: seni çok özledim şehide: seninle yasayamadığım son 10 yılı özledim serdar: yaptıın balıkları özledim iso: seninle vadinin barında bardakları yıkamayı özledim onur: sahnenin tozunu özledim bazı seyler boğazımda yazamıyorum. aldığım kararlar var tabii bi de… ee artık onlar da gerçekleşirse 60. yaş günümde onları da yazarım :) tabii bir de hayatıma giren hepsini ayrı ayrı çok sevdiğim görsel 2 tayfası var. onlar var ya güç kaynağım benim. cosan, ertan, aybike, ihsan, ilyas, gözde, erdem, engin ve burak var bir de. onlar da ayrı bir olay zaten… neyse uyku zamanı… vadi de olmasa da, odam da vadideymiş gibi uyuma zamanı… iyi geceler herkese… yanımda olduğunuz için teşkkürler hepinize…" mucksss | ||
|
|
||