|
27 Mayıs 2010, Perşembe
saat: 11:53
CANIM "BABAM" Yüreğimi yazmayalı uzun zaman oldu. Çok uzun... İlknur büyüdü, kimsesiz ama kimli şehri bıraktı. Sandı ki bütün acıları o kimliksiz şehre gömdü. Oysaki yaşanmış hiçbir şeyin kıymeti yokmuş, düşermiş zamanla gökteki yıldızlar, baş tacı ettiklerimiz tek tek... Birer birer kaybolan dostlar gibi. O şehirde her şeyin bir tarifi vardı; her acının, her gözyaşının, her mutluluğun, her sevincin bir sonu bir de başlangıcı vardı. Bu akşam gidiyorum, baba ocağına!!!! Ocak bize kaldı, baba gitti; onu koklayamadan, doya doya öpemeden, sarıp sarmalayamadan. Gözyaşları sel olsa da karanlıklara gömülen gecelerde, hiçbir gecem gündüze çıkmıyor babam artık. Bu ocağı tüttür diyorlar bize, babam külleri karıştırıyoruz ateş yok. Yüreğimizse köz olmuş yanıyor... Babam kara toprağa girdiğini söylüyorlar susuyorum; herkes toprakta derken ben seni yürekte arıyorum. Her gece biraz daha dokunacak gibi olurken, her an biraz daha çok özlüyorum. İnsanlar görüyorum, sesler duyuyorum baba; seni konuşan, sana gülüşen, sana ağlaşan. Ben susuyorum, ölüm sessizliği... Gecelere, duvarlara, resimlere sensizliğe sığınıyorum. Ama ben hep susuyorum. Dünyayı senin üstüne kuran ben susuyorum baba. Yüzler bana dönüyor, ben Mevla ya sığınıyorum. Seslerin ve yüzlerin beklentilerini veremiyorum. 'Babam ' diye haykıramıyorum. Susup acısız, vefasız damgası yiyorum ama acımı bastıramıyorum baba. Bazen durup düşünüyorum, babam öldü ve ben yaşıyorum diyorum. O noktada dünya duruyor ama ben ölmüyorum, ölemiyorum. Hep düşünürdüm baba, sana bir şey olursa ben ne yaparım diye- sen ölmeden bir gece önce düşündüğüm gibi- sanırdım ki '' ALİ RIZA''öldüğünde dünya duracak, kıyamet kopacak... Yok, be babam, dünya durmadı. Sen bir kez gittin, ben her gün ölüyorum. Özlüyorum baba; evde bağıra bağıra birine bişey anlatmayı, maçları sesli anons haline getirmeyi, televizyon kanallarını zaplamanı,kokunu, elini, yavrum diyen, kızım diyen sesini... Geceleri üstümü açıyorum baba, gelir de örtersin diye. Bekliyorum baba, sen gelmiyorsun, ben üşüyorum... Saatlerce bilgisayarın başında oturuyorum, gelip kızmanı bekliyorum. Yat artık demeni. Gelmiyorsun baba... Sigaranın birini söndürüp, diğerini yakıyorum. İstiyorum ki kızasın, bi de paketi yüzüme fırlatasın ama paketler yığılıyor, ben küllerin arasında kayboluyorum, sen se susuyorsun baba. Ben de... Yalvarıyorum gecelere, duvarlara, resimlere duymuyorsun baba. Babam yetiş diyorum, çok dardayım yetiş. Yetim kalacak kadar büyümedim ben diyorum sana... Hep diyorum baba, sadece diyorum. Baba ben seni çok ama çok özlüyorum. Özlem vardır bilirsin dönecek bir gün, bitecek. Ama benim ki dinmiyor baba artıyor gün ve gün... Babam kelimeler tıkanıyor, eller Mevla ya çevriliyor, yüzler toprağa sen gelmiyorsun. Sen beni ıssız bırakmazdın baba böyle. Kimsesiz kurdun, kuşun arasına atmazdın. Babam gel, kırıldı kol kanat, gel babam gel. Dört duvar bana bakıyor. komşuda yar yol gözlüyor. Ben seni bekliyorum baba... Herkes beni... Ne ben gidebiliyorum, ne sen gelebiliyorsun baba. Sılayı bekliyorum gurbette. Böyle ayrılık mı olur, böyle ölüm mü? Söylesene baba... Bir gün, bir yerde dinlemiştim baba ' her şeyin affedildiğini, baba ahının affedilmediğini ' ve durup düşünmüştüm baba ' ben senden ah almam asla ' diye...Ahın varmıdır acaba üzerimde babamm.. Ölüme kılıf vuruyorlar, katil oluyorum. İnsan yüreğini hiç öldürebilir mi be babam. Ben ölüyorum, yüreğim bensiz kalp krizi geçiriyor. İşteyim; Telefon geliyor, Kardeşim arıyor. Tarih 18 Eylül 2009, Ses ' babam ' diyor ' fenalaştı, ambülans çağıracağım numarası kaçtı!!!!Telaş yapmıyorum..Defalarca yaşadığımız şeyler diye düşünüyorum.. Sakinleştiriyorum ilk kez başına gelen kardeşimi.. Numarayı veriyorum.. Kapatıyoruz telefonu.. Sonra yine çalıyor telefon..Titrek sesiyle kardeşim yine arayan..'Hemen gel'diyor. Ben duruyorum, Bursa başıma yıkılıyor, haykırıyorum. Sokaklar doluyor, kimileri gülüp, kimileri ağlarken, ben ' yetim ' kalıyorum. Koşuyorum,koşuyorum...Yetişeyim diye koşuyorum.. Yine çalıyor telefon ve ben ayılıyorum.. Fark edyorum ki beynimdeki o sesle konuşurken..'Birşey yoktur, telaş etmemeliyim' derken.. Taksiye binmeyi ancak düşünebiliyorum.. Yoğun bakıma alırken doktorlar seni.. Umutlanıyorum; Bayramı hastanede yoğun bakımda geçireceğiz...gözümden akan yaşlarla.. Böyle olmasını istiyorum çünkü.. Taki yoğun bakım kapısında o acıyı yaşayana kadar..Eve dönüyoruz seni uğurlamak için annemle..Haberini alan geliyor.. Geliyorlar babam seni seven herkez geliyor.. Haykırıyorum baba, ev doluyor, evin doluyor... Şişe Cam inliyor, Ali Baban ölmüş diyor ama dünya durmuyor baba. Evde bir koşuşturmaca, eşyalarımı topluyorlar. Yol diyorlar, yola hazırlan... Ben büyüdüm, yüreğim küçücük kız çocuğu cenazeye gidiyorum. Baba mı toprağa koymaya gidiyorum. Ölüm ne bilmeden , en sevdiğimin katili oluyorum. Mekanın Cennet olsun Canım Babam Seni Çok Özlüyorum. kızın İlknur | ||
|
|
||