|
28 Mayıs 2010, Cuma
saat: 12:46
Leszno adinda ufak bir kasabadayim, ve iki gundur araliksiz konusuyorum, susmayi, dusunmeyi ve yazmayi ozledim. Avrupanin en Katolik ulkesi olarak kabul edilen Polonya'da, hele bir de bu kadar ufak ve geleneksel bir kasabada kulturlerarasi diyalog, onyargilar ve stereotiplerden bahsetmek hicte kolay olmadi ama cok guzel bir sekilde sonuclandi. Turk olmam karsi taraf icin Musluman oldugum anlamina geliyordu, ve kafalarindaki en buyuk onyargilarda Muslumanlar uzerine olanlardi. (on yargilar hakkinda konusacak olmama ragmen, goruldugu uzere benim de onyargilarim var, her insanin vardir ve on yargilar kesin yargilara cevrilmedigi taktirde zararsizdirlar, yeter ki bunlarin on-yargi olduklarini bilip karsi tarafi tanimadan son-yargi haline getirmeyelim) Fakat seminerin baslangic cumlesini Lehce yapmak ve sonrasinda da en kutsal varliklari olarak kabul ettikleri Incilden bir alinti ile devam etmek ilk dakikadan buzlari kirdi. insanlarin bekledigi de bu aslinda, karsi tarafin ilk adimi atmasi, kimse atmadigi surece de o buzdagi hep aramizda olucak. Do not judge, or you too will be judged. For in the same way you judge others, you will be judged, and with the measure you use, it will be measured to you. Herkes Incil'den gelen bu alintinin uzerine bir nevi rahatladi aslinda, onlarin inandiklarinin tersine bir sey soylemeyecegimi, onlari bir seye ikna etmeye calismadigimi farkettiler sanirim. Sonrasinda da Mevlana'dan gelen su alinti ile yapacagim sunumun girisini yapmis oldum Christian, Jew, Muslim, shaman, Zoroastrian, stone, ground, mountain, river, each has a secret way of being with the mystery, unique and not to be judged. Kulturlerarasi ogrenme tamamiyle kisisel bir surec oldugu icin kisinin bu surece gonullu katilimi cok onemlidir. cunku kisi tum bu surec boyunca kafasinda tasidigi ama farkinda olmadigi tum onyargilar ve stereotipler ile karsilasir, yani bir bakima, karsindakinden once kendini tanima surecidir kulturlerarasi ogrenme. Bu konuyla ilgili bir seminer ya da kurs duzenlenmenin en zor yanlarindan birisi de kulturlerarasi ogrenmenin matematik gibi formullerle ya da bir dil gibi gramer ile aciklanamayacak olmasidir. Insanin on yargilari olmadan yasamasi imkansizdir, sinirli bir algiya sahip olan insan hayattaki anlam kargasasi ile mucadele edebilmek icin kafasindaki onyargilara siginir, boylece bir konu uzerinde derin bir sekilde dusunmesi gerekmez ve kendini guvende hisseder. tum kadinlar kotu soforlerdir, yasli insanlar televizyonda sadece haberleri izlerler, tum hakimler durusttur ... Boylece kadinlar, yaslilar ve hakimler uzerine daha da fazla dusunup beyni yormanin bir anlami yoktur. Ama sorun su ki insanlar cogu zaman bu yargilarin karsi tarafi incittigini hatta bu yargilari olumsuz anlamda kullaniyor olduklarini bile farketmezler. Bu durumda konusmacinin yapmasi gereken saatlerce sikici teorilerden bahsetmek degil, kisileri yaratici aktivitiler ile surece dahil etmektir. Katilimcinin kendisini bir hakim rolunde buldugu ya da bir Afgan rolunde buldugu ve kendini rolu icabi savunmak zorunda oldugu cesitli interaktif oyunlar yaratmak empati duygusunu az da olsa gelistirir. Daha once tum bu aktiviteleri 16-24 yas grubunda kullandigim icin 30 yasin uzerindeki egitmenler uzerinde nasil bir etki yaratacigini tahmin edemiyordum ama korkutugumun aksine cok olumlu etkileri oldu ve tum seminer cok eglenceli gecti ve sonucunda Bratislava'ya gitme durumu da kesinlesti. Tabi her sey gulluk gullistanlik degildi ve ben sadece kulturlerarasi ogrenme uzerine konusmadim. Ateist oldugunu israrla dile getiren Slovak gazeteci bir Turk, Cerkes ve Muslumani yakalamisken birakmak olmaz diyerek Turk - Kurt; Cerkez - Rusya Islam, demokrasi vs uzerine aklinda ne kadar soru varsa siraladi ve sayesinde ogle ve aksam yemeklerinde dahi susamadim. Neyse ki gecti bitti, Yarim saat sonra tum kimliklerimden siyrilip Wroclaw'a gidiyorum, tek basima, kimsenin beni tanimadigi bu sehrin tadini cikaracagim. icki, fotograf, sessizlik. artik isin seyahat kismina gecebilirim huzurla. | ||
|
|
||