01 Haziran 2010, Salı
saat: 19:13


kendimi anlayamıyorum. yaptığım şeyleri bir mantığa oturtamamaktan, mütemadiyen pişmanlık duymaktan ve ağlamaktan çok sıkıldım. şu saatten sonra hiçbir şeyin de bana yardımı dokunabileceğini sanmıyorum.
tam bir embesil olduğumdan kelli batıp duracağımı hissediyorum. hissetmiyorum, biliyorum.
her şeyin suçlusu ben olduğum için sinirlenecek, atar yapılacak kimsenin, hiçbir şeyin olmaması ayrı yıpratıyor. ama mallığım tüm saçmalıkların/olumsuzlukların önüne geçmemi engelliyor.
kızgınım kendime çok. küskünüm de galiba. haddinden fazla iğrençleştiğim için tiksinmeye başlamam da an meselesi.

erdem'i ağlattım. resmen ağladı. çenesi falan titredi, gözünden yaş geldi. ağlamak diyoruz biz buna. ben ağlattım.

gerçi onun ağlama sebebi daha ziyade "niye hep aynı şey oluyor" olabilir. olsun. patlama noktası ben oldum. ağlattım. ben erdem'i ağlattım.

son birkaç saattir felaketim. galiba yarın son kez gelecek eşyalarını almaya. bilmiyorum, hiç konuşmadık. sormaya yüzüm olmadı daha doğrusu bu sefer. kararı ne olursa olsun suçlayamam, hiçbir şekilde de eleştiremem onu. o kadar, o kadar haklı ki...

üzerime lanet yağsın istiyorum.

istanbul