02 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 09:40


annem bana birşeylerden bozuk atıyor. sanırım dünkü haber verme meselesinde ona hak vermedim diye. kusura bakmasın ama aynısı bana yapıldığında nasıl sinirleniyorsam onun şikayet etmesini de savunamayacağım. insan bazen çifte standardı meşru görmek istiyor sanırım. genelde bu "mantıklı gıcık insan" olma huyum yüzünden tepki çektiğim çok oluyor ama ne yapayım?

dün m. uğradı, akşam da g. bende kaldı. o, sabah işe gidecek diye erken kalkınca ben de uyandım. bugün hava serin, çok güzel. dinç kalktık dünkü yapış yapış havadan sonra.

sesim daha iyi gibi ama biraz uzun konuşunca ya da annemle atışınca yine bozulmaya çatlak çatlak çıkmaya başlıyor. sessizliğimizi bir süre daha koruyalım en iyisi.

akşam b.'ın iş çıkışına kadar evde sessizce pinekleyip kitap keyfi yapmak istiyorum. sonra da b. ve kuzeniyle buluşup onun ödev işini konuşacağız. parayla ödev yaptırmak istiyor ama benim yüzüm tutmuyor kızdan para istemeye. bir yandan da "ben almazsam başkasına verecek" durumu var. kızı tanımıyorum da hiç. neyse bakalım, belki benim bilgimi aşan bir iştir. duruma göre bakarız artık.

şimdi mutfağa gidip dağ gibi bulaşıkları ovaya döndürüp ardından harry'yle new york'un kalabalık sokaklarında sürünmece vakti.

günün şarkısı: the black keys - oceans & streams

Oh, I used to dream of oceans and streams
Flowing and growing strong
Where have all those days gone?


istanbul
hosting