|
03 Haziran 2010, Perşembe
saat: 02:57
uykum yok değil aslında.. neden hala bilgisayarı, televizyonu, ışıkları ve gözlerimi kapatmadığımı bilmiyorum. sabahın köründe kalmak zorunda olsam da, beynimin bunu net olarak idrak etmeyişi, mala bağlamaktan olsa gerek (= günce temizliği yaptım demin ve içimden günceye kustuğum ergenliğini tamamlayamamış, hiç kimseyi ve hiç birşeyi beğenmeyen, sürekli şikayet eden ve söylenen şeyi sildim (= yüzümden bile silindiyse artık,öncemde kalması gereksiz.. hayatın örgüsü nasıl da tamamlıyor kendini, dizi gibi izliyorum olan bitenleri sadece. bütün aile aynı anda sıçrama yaşıyor ve herkes değişmek ve artık mutlu ve tatmin olmak zorunda. biri değiştiğinde, bütün aileyi etkiler mi bu kadar? ah maestro, sen bana ne güzel tohumlar ekmişsin! bu, sürekli kendini tazeleyen sevgi ve coşku ve zeka dolu ruh hali, ferah bir çıkış'a yakın olduğumu hissettiriyor; içeriden içeriden kıpır kıpır kabaran bir akış var ve bu his aslında ne olduğunu bilmediğim bir şeylerin olmasına yönelik tatlı bir sabırsızlık yaratıyor. ya bu his daha başıysa? diye soruyorum kendime.. açıldıkça açılacak bir güzellik varsa yolun bundan sonrasında? herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu artık damarlarımda hissediyorum, ağzım açık kalıyor saat gibi işleyen sistemin karşısında. | ||
|
|
||