|
05 Haziran 2010, Cumartesi
saat: 05:33
bu kadar acımasız ve zor olmak zorunda mısın hayat? yükünden dik yürüyemiyorum. sanki sırtımda bir ağırlık var ve kambur yürüyorum. yapmak istediğim çok şey var ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. herşeyi düzene sokup kafamda bir yerden başlamam gerekiyor. ağlayasım var bugünler de sıkıldım çok. çünkü sıkıntım çok. ve bazıları ise gerçekten sıkıyor beni. bilmiyorum türkiye de yeniden nasıl yapacağım çünkü kendi insanımdan nefret etmeye başladım. bizden hiç bir bok olmaz. bir parça bok bile bizden daha iyi. türk aklıyla devam ettiğimiz sürece bırak avrupa birliğine girmeyi. bizi sıradan bir kapıdan bile sokmazlar bu kadar diyorum. o kadar vahim vaziyetteyiz. zamanında türkiye de yaşamış gelip buraya yerleşmiş insanlar artık kendilerini türklüklerini tamamen kaybetmişler. çok az insan ki harbi türk gibi yaşıyor burada. ya bu zamana kadar biz aslında böyleydik ben görmedim. ya da onlar burada değişmiş buraya geldiklerinde. ya da ben farklı bir türkiye den geldim. çünkü biz misafiri severiz,misafirperver bir ülkeyiz. sen nasıl kalkıpta bana aylardır evinde kaldığım kadından türkiyeye geldiğinde para istemem gerektiğini söylersin? sorarım sana. evet ben para ödemiş olabilirim. ama o ödemek zorunda değil bitti bu kadar sen beni bunun için yargılayamazsın. benim param senin cebinden çıkmaz. bunu yargılamak sana düşmez yaşın kaç olursa olsun. hayır ukala tavırların nedir. cevap vermiyorsam yaşından dolayıdır. bu sana katıldığım ya da uygulayacağım anlamına gelmez hiç bir zaman. lütfen hakkında konuştuğun insanlara dikkat et ve haddini bil derim. çünkü sevdiğim insanlara asla laf söyletmem bilesin! | ||
|
|
||