07 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 15:19



Şu güne kadar hep internette bilgisayar, güvenlik ve hack konularında yazdığım yazılar yayınlandı. Bazı konularda artık iyice dolduğunuzu hissettiğinizde bunları paylaşma dürtüsü oluşuyor insanda. Bugün bloglarda yapılan şeyi, zamanında döküman yazarak çok da yaptım açıkçası. Hayatımın bir bölümünü kaplayan şeyler hakkında konuşmak bana keyif veriyor, bu da onlardan biri, Müzik ... dolayısı ile Michael Jackson. :)

Müziğe karşı ilgim çocukluktan beri vardı. Doğarken bazı şeyler içinize kodlanmıştır, bu da onlardan biriydi. Bilgisayar, mühendislik, fen ve elektronik konusuna ilgim de doğuştan kodlanmıştı, şükür ki mühendislik fakültesini bitirdim ve eğitimimi bilişim alanında devam ettiriyorum. Ama müzik benim için hep bir hobi olarak kaldı ve en çok fitili ateşleyip o dinamizmi bana veren Michael Jackson oldu. Çocukken onun melodilerini duymuşluğum oldu, ama evde yabancı müzik dinlenmediği ve o dönemde müziğe ulaşmak zor olduğu için hiçbir zaman MJ ile yollarım kesişemedi. Ne zaman ki evime bilgisayar girdi, uzaktan uzağa hayran kaldığım, hayal meyal hatırladığım melodilere yakından bakma fırsatım oldu.

Evet müzik dinliyordum, evet ilgileniyordum, korolarda şarkı söylüyordum, ama Michael'ın şarkılarını açıp dinlemeye başladığım zamanki tepkiyi verdiğim bir şarkı daha hatırlamıyordum! Sound inanılmaz taze ve parçalar insanı içine çekiyor, coşkuyu ya da hüznü aktarmakta hiç de cimri değil! Ayıla bayıla CARMİNA BURANA dinleyip, mp3lerini,cdsini aradığım bir dönemde, aslında çok da alışık olmadığım bir müzikal yapının içine çekildiğimin de farkında değildim! Artık başlamıştı ... O güne kadar birçok tarz dinlemiştim, daha çok Smooth Jazz, oyun müzikleri, world music, klasik müzik, etnik müzik, rock,metal ve 90'ların Türkçe pop'u ile dolu olan kulağıma her tarzdan yakın gelen melodiler ve yapılar vardı. Bunu anlamak kolay değildi ama duyup hissetmek de bir o kadar kolaydı.

Artık zamanım daha çok müzikle uğraşıp, MJ dinlemekle ve onun yaptığı demo, unreleased dahil olmak tüm kayıtlarını aramak, bulmak ve yorumlamakla geçiyordu. Daha sonraları Michael'ın müziğinin sırrının, onun yeteneği, sahnesi, duyguyu hissettirmesi gibi etkenlerin dışında aslında büyük bir ölçüde de müzikal yapısında olduğunu gördüm. Onun müziği farklıydı, çünkü kendine has okuma tarzının beraberinde, kendine özgü bir müzik türü de bulmuştu! Atalarından miras aldığı ama öncüsü olduğu bir tür; R&B üzerinde oynamalar yapılarak oluşturulan, çok sesli vokallerle birleştirilen, pop ritmleri ve rock altyapıları kullanılan, hiçbir kalıba tam olarak uymayan bir türdü bu! Jazz öğeleri de barındırıyordu, Soul öğeleri de, Blues öğeleri de, Pop ve Rock'da! Ama bütün Michael Jackson sound mimarisinin temeli R&B idi! Nasıl mı?

R&B, tam açılımı ile "Rhythm And Blues" demek. Ritmin kökenini sorgulamamıza gerek yok sanırım, müziğin temeli ritmdir ve her ritm enstrumanı kökeninde bir de nota verir. Yani bir trampete vurduğunuzda ondan "DO" sesi almamanız için hiçbir neden yoktur. Blues'a gelince ... Kökeni Afrika olan, kendine has ritm ve ölçü "kalıpları" bulunan ve pentatonik dediğimiz gam dizilerinin en çok kullandığı müzik tarzıdır. Jazz da dahil olmak üzere birçok Afrikalı Amerikalıların parsellediği müzik türü, bu türden türemiştir. Gelelim bu ikisinin ağırlıklı olduğu müzik türü olan R&B'ye. Bir tarzı çok fazla genelleyip, bir kalıba sokmak zordur ama R&B temellerini çok rahat görmek istiyorsak Michael Jackson'ın bilinen şarkılarındaki mimariyi incelememiz yeterli olacaktır. :) Bu söyleyeceklerimi armoni bilgisi olmayan biri bile rahatlıkla anlayacak ve artık MJ şarkılarına bakışı değişecektir.

Başlıyoruz ...

1-) Billie Jean:

Şarkıyı açtığınızda ilk önce kulağınıza davul ritmi gelecektir. Bu ritmi kafanızda bir yere kaydedin, çünkü şarkının davulu bundan ibaret, başka bir davul ritm öğesi(pattern) yok! Arkada bir shaker devam ediyor ve benzeri şeyler. Ama baskın ritm bu girişte duyduğunuz ritm. Devam ediyoruz ve bass giriyor. Tesadüfe bakın ki bu öğe de şarkı sonuna kadar akor geçişleri haricinde ve bridgeler haricinde değişmiyor! Ardından flüt tonuna yakın klavye giriyor ve bu klavye bass'ın gittiği armoniden farklı ama yine loop sayılabilecek bir armoni takip ediyor. Sadece akor geçişlerinde değişiyor ve eski haline geri dönüyor. Temel olarak şarkının düzeni birbirinden farklı armoni izleyen loop'a yakın partisyonların kesiştirilmesi ile oluşmuş.

2-) Beat It:

Şarkıyı açtığınızda ilk önce kulağınıza davul ritmi gelecektir. Bu ritmi kafanızda bir yere kaydedin, çünkü şarkının davulu bundan ibaret, başka bir davul ritm öğesi bu şarkıda da yok! Bu ritm ardından kulağınıza bir melodi gelecek. İşte bu melodi "pentatonik blues" gamına uygun bir melodi. Mantık olarak ne tam majör ne de tam minör. Ardından duyacağınız akor geçişi yapan ve kesik kesik giden elektro gitar riffi. Tabii ki bunların üstüne kurulu çok sesli vokal partisyonu. Ama temel olarak arkada giden şeyler değişmiyor. Bu şarkı rock bir parça olmasına rağmen, düzenleme stili ile yine farklılık gösteriyor. İncelemeye devam ediyoruz diğer bir şarkıya geçiyoruz.

3-) Wanna Be Starting Something:

Şarkıyı açtığınızda ilk önce kulağınıza ana ritm gelecektir. Bu ritmi kafanızda bir yere kaydedin, çünkü şarkının ritmi bundan ibaret, başka bir davul ritm öğesi bu şarkıda da yok! Arada bazı geçişler sırasında vuruşlar değişiyor ve şarkının sonlarına doğru "mama se coo sa" kısmı var o kadar. Bu şarkıyla beraber düzenlemedeki mimariyi daha iyi anlamaya başlayacacaksınız. Şarkının başında duyacağınız 3 adet sesten oluşan mesela (A - E - G) La, Mi, Sol gibi 3 adet sesten oluşan pattern (öğe) şarkının başından sonuna kadar devam ediyor! Şarkının vokal partisyonu ve arada giren riffler şarkıyı taşıyor.

4-) Leave Me Alone:

Şarkıyı açtığınızda duyacağınız ritmle beraber gelen melodi loop şekilde nakarata kadar devam etmektedir. Nakarat ve bridge kısımlarına gelirken melodi kesilir, ritm devam eder, nakarattan sonra şarkı aynı şekilde devam eder. Kısaca şarkı loop şeklinde oluşan ritm ve melodiden (pentatonik blues) oluşmaktadır. Tabii şarkıda, tek şarkıyı taşıyan öğe bu değil Michael'ın müthiş kanon yapan, 3lü 5li, falset ve kafa sesleri içeren vokalleri! Yani çok sesli vokaller.

5-) Who Is It:

Bir başka Michael tarzı R&B kalıbı parça. Başta duyacağınız ritm şarkının nakarat ve bridge kısımları hariç her yerinde duyacağınız ritmdir. vokaller yine kanon ve çok sesli olmak üzere şarkıya yayılmıştır. Aynı MJ mimarisi.

6-) Dirty Diana:

Aslında bir müzisyen gözüyle baktığınzda müthiş bir deneysel şaheserdir bu parça. Hard Rock ve R&B öğeleri ile yapılmış, kendine has bir tür denebilir. Şarkıdaki elektro gitar aksak gider ve şarkı aynı ritm üzerinde aksak gitar riffi üzerinde gider. Nakarata geçişte şarkı Alterasyona uğrar ve bir anda ton dışındaki sesleri almaya başlar ve nakarata geçtiğinde drum machine'in loop halindeki ritmi ile devam eder. Ama mimarisinde hem R&B hem Rock öğeleri kullanılan, müzikal olarak bazı kulağa hoş gelen nüanslar içeren bir şarkıdır.

Şarkıların çoğunda kullanılan aranje şekli böyle olmasına karşın her şarkı bu şekilde yapılmamıştır. İşte burada devreye Michael'ın müzikal vizyonu giriyor. Albümlerinde kullanılan Parça seçimleri bir müzisyenin dünyaya hitap etmeye çalıştığını gösterir nitelikte. Parça seçimleri:

1-) Thriller:

Tamamen R&B stili ile yapılmış, soul müziği ve hatta jazz'ı temsil eden şarkıların yanında yer alan Rock parça, Beat It.

2-) Bad:

Pop ritmleriyle bezenmiş şarkıların arasında Hard Rock & R&B birleşimi parça Dirty Dİana. Tabii albüm tamamen farklı bir soundda Thriller'a kıyasla.

3-) Dangerous:

R&B mimarisi üzerine rock sound'un yerleştirildiği bir albüm, pop altyapılı şarkılar ve kesilmeyen elektro gitar sololarıyla dolu rock parça Give in to me.

4-) History:

Mantık olarak R&B temelleri hala olsa da bu sefer, pop ritmleri, rock ritmleri,blues(come together), senfonik altyapıların olduğu(childhood, little susie) ve r&b'den çok uzak şarkıların da olduğu bir albüm! Dangerous'da sinyalleri verilen senfonik esinti artık esinti değil, şarkılar halinde karşımızda!

5-) Blood On The Dancefloor:

Pop ritmiyle yapılan,R&B mimarili, elektronik sert bir parça; Morphine gibi yeni yeni denemelerin önümüze çıktığı bir albüm!

Her albümde sound değişiyor, parça seçimleri değişiyor, vizyon genişliyor! İlginç denemeler yapılıyor.

Bir örnek, They Don't Care About Us:

Şarkının girişinde bir davul ritmi duyacaksınız bu bütün şarkı boyunca devam edecek, buraya kadar alışıldık MJ stili ama bu sefer şarkının nerdeyse yarısına kadar bu davul ritmi ve Michael'ın vokali dışında enstruman yok !

Arada girip bir kaç uzayan ses dışında başka bir şey yapmayan bir klavye var. Şarkının büyük bir bölümü ritm üzerine okunan vokalle sağlanmış! Ve monotonluğu kıran şey, vokalin 2 ayrı zamana bölünmesi. İlk ölçülerde girenin 2 katı ve sonradan okunmuş hemen ardından giren vokallerle şarkıdaki monotonluk kurtarılmış!

Müzikal anlamda bu derecede geniş bir vizyonu yakalamak ve bunu sürekli bir değişim sürecinden geçirmek herkesin harcı değildir. Kendine özgü bir tarzı olup bunu diğer tarzlarla kesiştirmek gerçekten zor iştir. Sadece Michael Jackson'ın tarz konusunda vizyonunu yakalamış kaç isim sayabilirsiniz?

Birçok müzisyen için Michael Jackson bir başucu kitabıdır, benim için de hem bir başucu kitabı hem de bundan çok çok fazlasıdır ...

istanbul
hosting