|
08 Haziran 2010, Salı
saat: 01:14
Sabah çıkmısıtım , uykunun mahmuruydum, yorgundum , bitkindim, üzerine sürekli bir hesaplaşma modelinde takılıyordu beynim... Çözümsüz sorulara namzettim... Üstelik hiç bir gereği yokken... Gayet açıklık ve yalınlık hayat ahvalinde tezahür ederken... Bu yorgunluk ve uykusuzlukla namzetlik mertebesine yükselmekle birlikte , hayat ahvalinine karışmak babında çeşitli atraksiyonlardan geri durmuyordum, duramıyordum... Pazar gunuydu izinliydim, tayfayı toplamak babında gayet uygun bır zaman dilmiyidi, niyette güzeldi, mangaldı, bahçeydi az oturulası soluklanası keyif haliydi... Gel görki cumartesi gününden hava kendini belli etmişti... Gökgürültüsü , yağmur, bahçe ve mangal keyfi için gayet uygun bir ortam yaratıyordu...! Muratla konuştuğumda bu yoldan geri dönüş yok diye buyurdum... Fırtına çıksa fark etmezdi , o mangal yakılıcaktı...! Ufak bir değişikle tabi , bahçe keyfinden vazgeçip içerde oturmak kaydıyla elbet... Yaktıkta mangallı... Bi açılış gerekiyordu, normalleşme ihtiyacı had safadaydı, namzetelik mertebesinde takılmak nereye kadardı... Kısa ama keyifli bir gündü , göz doymazlığımda ya yetmese edebiyatında geleceği varsayılan 10 kişilik tayfaya 20 kişilik yemek yapma becerisini göstermiştim, gel görki 8 kişiyi geçememiştik... Çözüm olarak komşularada düşmesini uygun görmüştüm... Birini hayatta sevdiğini gösterebilmenin en güzel yollu sanırım yemek yapmak... Tabi abartmamak lazım... Dile kolaymış nerdeyse 15 sene olmuş biraradalığımız... İyiki varlar demek icab ediyor elbet... | ||
|
|
||