|
09 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 10:39
KADINLARI MUTLU ETMENİN YOLLARI.... diye demin okudum, çok komik denk geldi günce, şöye ki: laboratuvara gelir gelmez (ki biraz geç ve uykulu geldim) hoca karşımda bitiverdi "sen son zamanlarda çok üzgün ve halsiz görünüyorsun" dedi "yok hocam" dedim "valla iyiyim" ama hoca bi kere tespiti yaptı mı kolay kolay vazgeçmez: "yakın zamanda yengeni kaybettin o yüzden mi? iyi misin?" falan dedi, ısrar etti. yani belki evet halsizimdir, üzgünümdür belki de motivasyon eksikliği yaşıyorumdur (ki bu doğru hakkaten) kadına dedim ki "Biraz daha ısrar ederseniz hakkaten öyle olduğuma inanmaya başlıycam" çünkü yavaş yavaş beni de ikna ediyodu sanki... neyse işte günce. sonra son deneylerin analizlerini Matlab'lamak üzere masama döndüm. Matlab lisansını internet üzerinden check ediyor o yüzden online olmadan çalışmıyor. dolayısıyla arada günce-mail vs de aradan çıkmış oluyor. bir yandan da gerçekten mutsuz muyum acaba? diye düşünüyorum. günceyi açar açmaz bi baktım: "kadınları mutlu etmenin yolları" diye başlayan bi günce var. ne olsa mutlu olurum? diye düşünmedim değil: - deneylerim bir an önce bitse ve yayınım çıksa - kızkardeşimle daha çok ve adamakıllı vakit geçirebilsek - annem şu nerden çıktığını bile anlamadığım zatürreden bir an önce tamamen iyileşse. - laika yayıncılık yolladığım dosyaya olumlu cevap verse ve artık benim de bir kitabım olsa ... evet çok da uzun bir liste olmadı. ama benden başka kimsenin özverisini de ilgilendirmedi pek. şerefsiz bakteriler dışında tabi. zaten deneylerim bitse kardeşle de vakit geçirebilecek zamanım olur.. laika'ya gelince, zaten kötü bir yazarsam onların suçu değil. demek ki ben böyle bir insanım günce. kendi mutluluğum sadece benim inisyatifime kalmış. birilerinin bana kendinden ödün verme pahasına iyi davranmasıyla mutlu oalcak bir insan değilmişim ben.. | ||
|
|
||