|
09 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 16:19
çok hüzünlü ve bir o kadar da güzel bir ayrılğın acılığını tadıyorum şu günlerde. gitmeseydin iyiydi. ne güzel anlaşıyorduk, gülüyorduk, konuşuyorduk, dinliyorduk birbirimizi. gitmeseydin iyiydi ama... bir şarkı var, dinledikçe anime karakterleri gibi gözyaşlarımı fışkırtan. onu sana göndermek için delice bir istek var içimde. ama gönderemem. işte aramızdaki "olmazlık" buydu. bana söylemeden düşünürsün bir sürü saçma sapan şey. sonra ben de sinir olurum. egolarımız çıkar meydane ikisi de birbirinden merdane. sonra biz baştan hata yaptık, yalan söyledik birbirimizin gözüne baka baka. bunlar da olmasaydı bizden sahiden "biz" olurdu galiba. seni sevmişim ben sanırım. deli gibi özlediğime göre di mi?! ama çok emin de olamıyorum nihayetinde ego işte, annelerimizin zamanında olmayan postmodern hastalık. egoyla verdiğim savaştan yenik düştüğüm için mi özlüyorum seni, yoksa delikanlı gibi seviyor muyum? bu sorunun cevabını bulamadan tarihin tozlu sayfalarına gönderirsem içmdeki duyguları "insan" olma çabamda ayağım takılmaz mı kocaman kocaman taşlara? | ||
|
|
||