|
09 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 21:10
başka insanların emeklerini buruşturup çöpe atmak ne de kolaymış. sanki hiçbirşey yapmamış gibi davranıp suçlayıvermek, hemen yargılayıp biletini kesivermek ne de basit gelirmiş insanlara. bugün ne mi öğrendim? haddinden fazla çalışmamam gerektiğini, koskoca bir hiç için elimden geldiğinin en iyisini yapmaya çabalamanın ne kadar boş olduğunu. gitmek zorunda bile değilken zamanımdan feragat edip hemen her gün anaokuluna gitmemin ve kendimi yıl sonu gösterisi için yormamın anlamsız olduğunu... asla verdikleri ücretin az olduğundan yakınıp "bu paraya bu kadar olur" mantığında yaklaşmadım öğrecilerime ve allah biliyor ki resmen kendimi paraladım alt tarafı 10 dakikalık bir gösteri için. ama bugün ne mi duydum? "öğretmenim siz şubat ayından beri hiç birşey yapmamışsınız ki!" hani cinnet anı olur ya, okuruz gazetelerde. "birden gözüm döndü gerisini hatırlamıyorum" der insanlar. aynen o haldeydim ama o kadının kafasını duvardan duvara vurmamak için kendimi nasıl kastıysam cevap bile veremedim, savunamadım kendimi. ama ben... ile başlayan herhangi bir cümle dahi kurmadım, kuramadım. şimdi kendime kızıyorum, söylemiş olmam gereken cümleler beynimde yankılanırken bu satırları tıkırdatıyorum ve azıcık rahatlamaya çalışıyorum. neyse ki bugün öğleden sonra linziyle buluştuk, sona kate eve geldi sohbet muhabbet derken sakinleştim biraz. tereza kayıplara karıştı. 14 ünde gidecek ve ulaşamıyorum kendisine, merak ediyorum. yarın jess ve linzi yine bendeler. akşama da terezanın partisi var. iyi ki yoğunum yoksa bu sinirle çekilmez evde oturmak. sabun adlı kedi, birkaç ay önceye kadar evimizin bir bireyi idi. artık krallığını ilan etmiş durumda. yakında bizi evden kovmasından veya ayrı eve çıkmak istemesinden korkuyorum. herşeyi geçtim seviyorum, seviliyorum, seviyoruz, sevişiyoruz, mutluyuz ya aşkımla bana yetiyor bütün bu karmaşanın içinde. hani akşam olduğundaki o huzur var ya, sarılıp uyumanın verdiği sonsuz huzur.. herşeyi unutturuyor bana... biz hiç inmedik ki bulutlardan! | ||
|
|
||