|
10 Haziran 2010, Perşembe
saat: 05:51
Sıradan birgündü. Pencerenin önünde oturmuş, bir şeylerin muhakemesini yapıyordu belki. Acıları ya çok tazeydi, ya seneleri aşmıştı. Harman olmuştu belki kimbilir. Zamanın önemi yoktu durmak bilmeyen, kanayan yaraları için. Acısı içini sızlatırken bir kuş kondu pencereye. Ne zamandır gülmeyen gözleri renklenmişti sanki. Kuşla birlikte cıvıldaşıp oynaştılar. Sonra kuşun çok derininde kanayan,onu acıtan bir yara gördü. İyileştirmeye çalıştı, kendi yaralarını bırakıp. Uzun zamanını aldı kuşun yarasını kapatmak. Bir sabah aniden gidiverdi nedensiz. Yarasını yarası yaptığı kuş, beklenmedik bir anda gidiverdi. Ve bu hikayenin sahibi yaralı kuşlardan hep nefret etti. Çünkü biliyordu ki; Artık onun ona ihtiyacı yok. Ya yeni diyarlara, ya eski sahibine gidecekti. Onu kanatan sahibine... Unutamayanlar, aşk acısı çekenler beni buldu hep şimdiye kadar. Bu konuda acaip bi çekiciliğim var. Geçmişten esintiler geldi ve yazdım... Dünüm,bugünüm ve yarınımdakilere.... | ||
|
|
||