10 Haziran 2010, Cuma
saat: 23:43


geçen yazdığım güncemin üstünden cok geçmemişti ki saldırı oldu gemiye...

bunun üstüne o kadar cok düşündüm, konuştum tartıştım ki... şimdi gergedanım...

hayvanlar için yürüdüğümüzde karşı çıkarlar, travesti cinayetine imza topladığımızda, Hepimiz Hrant'ız hepimiz Ermeniyiz dediğimizde, Uğur Mumcu için karanfil bıraktığımızda, herkese okuma hakkı diye tepki verdiğimizde, fişlenmiş işcilere tecavüz edenlere sağlanmış ceza indirimine karşı yazı yazdığımızda, insanı yardıma saldıran bir hükümeti suçladığımızda...

Başlar her seferinde, bir adaletsizlikten daha değerli görülen ikameleri sürülmeye...
Hayvanlar için uğraşırken insanları, Hrant için yürürken şehitleri, insani yardım için imzalarken laikliği soranlara cevabım hep aynı...
Özle gel töze beraber geçelim...

Ben haksız adaletsiz her şeye karşıyım... İzmlerin tümünden arınmış, özde ki düşünceyle hareket edenim...

ne var ki bir düşünce için ses çıkardğımızda, başlıyor olay ve kişiler konuşulmaya...

"Onlar" ve "sizler", beş dakikada beyin haritası çıkarılıp yapıştırılan paftalar... ne çok faşist, marksist, muhafazakar, anarşist,rasyonalist, pozitivist,humanist, kantçı...vb ilan edilmişimdir, kategori edilip yerilmiş, suçlanmış, eleştirilmişimdir, mazur! görülmüşümdür...

Aslında tözde de olsa uğraşıyordum anlatmaya. o etiketler var ya beni deli eden, şimdi bakıyorum onlarda şık zengin dökümlü duruyor doğrusu. Yapıştırılan her pafta göğsümdeki madalya gibi... ne iyi daha çok yapıştırsınlar, hiç biri umrumda değil ve ne kadar çoksa, ne kadar çok madalyam varsa o kadar söyleyecek sözüm varmış diyorum kendime... hiç bir düşüncenin,izmin prangası geçmemiş ruhuma, ohhhh... Beynim önyargılar geliştirmemiş hala kalıplaşmamış, suya yakın kalabilmiş...

hatta suya yakın sözüme de salak, manupulasyona açık, pragmatist, rüzgar nerden eserseyi de söylesinler... öz bakışımı saflık, önceliklerimi döneklik ilan etsinler...
daha da zenginleştirirler beni...

eğitimimi,donanımımı, okuduklarımı, yazdıklarımı, hocalarımı, zekamı, aklımı, deneyimlerimi de mıncıklasınlar... gerçi çok tavsiye etmem egomdan müzdarip,direk katana çekebiliyorum buralarda. Ama içimdeki haksızlığa duyulan utanç ve iyi niyetime yeltenmesinler zira o konuda hala tutucuyum...

gemiyle ilgili yazdıklarımın da, düşündüklerimin de içini boşalttım. burnumun üstünde gecen haftanın uykusuz gecelerinde peydah olmuş kocaman- gergedan boynuzuna yakın- hemotom gibi içi boşaldı düşündüklerimin, konuştuklarımın, tartıştıklarımın... Baka baka, irini sıka sıka...

Gözümün önünde cep telefonuyla çekilmiş, sonrasında televizyona verilmiş titreyen bir kare; başından vurulmuş bir adam ve kafasını okşayan arkadaşım... buna söylenecek sözde, yazılacak yazı da yok anasını satıyım...

İçi boşalıyor işte... Boşalmıyorsa ben boşaltıyorum o kadar sağır, o kadar dilsiz bırakıyor beni...

sessiz ama boşaltılanlarla şık zengin ve dökümlü gözüküyorum, yüzümde bir gergedan boynuzuyla, bir gergedan boynuzuyla...



istanbul
hosting