|
11 Haziran 2010, Cuma
saat: 16:59
Günlük çok güzel bir gün geçirdim. Hayatımda geçirdiğim en güzel günler arasına direk daldı. Çok sade ve güzeldi. Ojelerine bittim zaten :) Yarı saydam gri ama pembe karışımlı? bilmiyorum nasıl birşey olduğunu ama ışığın geliş açısına göre değişiyor belki de. Beyaz kırışık gömleği,bir kot pantolon ve babet. işte budur. Balzac'a olan bakıç açımız bile aynı günlük. Ben şaşırıyorum ruh ikizim diyebileceğim bu kızı ben nasıl fark etmemişim? Şaka gibi günlük şaka gibi... Her hareketi,her davranışı,herşeyi ben istediğim gibi. insanlarla olan ilişkileri bile benim istediğim gibi :) Kişisine göre mesafeli. Herkesle muhabbete giren,sıcak davranan kadınları sevmiyorum ben. Biraz soğuk,mesafeli olmalı. "Ben teğkiimm ben teğkiimm" diye sarhoş sarhoş sokaklarda nara atmamalı,tek olduğunu hareketleriyle fark ettirmeli bunu. Gittiğimiz filmin zaferde ve burçta olmaması ve bu yüzden cinedrome'a yürümemiz ve salonda bizden başka kimsenin olmaması kaderin bir cilvesi midir :) Yalnız bu sinemalarda çalışan görevlilerin uganda'nın en ücra,en insandan uzak,en yabani dağ köylerinden mi topluyorlar bilmiyorum ama bu kadar öküz ve mal olamazlar. Ben bu kadar yabani adamlarla hayatta karşılaşmadım. Amına soktuğumun ibişi azıcık gül de bir "iyi günler" de ya. Mala bağlamış bir şekilde suratına bakıyor öyle. Neyse onun dışında herşey olması gibi oldu bence. :) En güzel tarafı ne biliyor musun günlük; aramızdaki şeyin(adını o koyacak) beraber güzel vakit geçirerek,her konuda anlaşarak fikirsel uyum içinde başlıyor olması. Benim istediğim de bu. Kadın dediğin böyle olacak arkadaş. Giderken de hiç istemedim gitmesini onun da gözlerinin içine baktığımda istemediğinden emindim. Benden etkilenmiş olabilir mi? Herhalde şu an en çok bunu isterdim. Hayırlı olacaksa olsun ne diyeyim... | ||
|
|
||