13 Haziran 2010, Pazar
saat: 08:41


durgun başlayan hareketli biten bir dünün ardından, sıcak bir sabaha uyandık yine. babamın yan odada uyuyor olması ve beni kaldırmaya gelecek olması duygusu çok güzel.


Serhat restorantta cevizli adanları löp löp götürürken harun amca, bizim şirketin önemli adamlarının da orda toplanmış olmaları da güzel bir duyguydu ve ben içeri girince hepsinin tek tek gözüyle selam vermesi, babamın kolundayken nasıl gururlandığımı hiç sormayın, güzeldi, tek tek de masamıza gelip selamla hal hatır sormaları da ruhumun şad olduğu andır işte. üzerimde turuncu desem değil bir havuç rengiyle ve saatimin parlayan taşlarıyla da göz doldurduğumu söyleyen babamın yanağına da öpücük kondurmayı unutmadım.

annem tabi orada kıskançlık krizlerine girerken, kardeşimi de acayip şaşırtmış olmak ve aile bütünlüğümüzün hala diri olduğunu bilmek de çok güzel.


toprakkale ve karaçay da idare ederdi, bugün için yapılmış en güzel plansa, arsus yolu kıyı kent sahilinde yüzmek olacak. ama hala uyanmadı bizimkiler ne yapsak acaba.


sabahın erkenini görmek benim ruhuma işledi sanki, 7 15 kesin kalkış, olmazsa olmaz olmaya başladı. dün de canıma verdiğim motivasyon ve gazla 2 gün daha idare eder, tek kalmak kötü birşey, birilerini duymak birşeyler konuşmak doğru ya da yanlış istiyor. illaki, yalnızlık biz insanoğluna mahsus değil ki,

ayrıca,
sevgilimin,
benimle birlikte olmaktan duyduğu "büyük şans" tabiriyse, beni de mest etmeye yetti. en son bizi çok güzel şeyler bekliyor diye kendi kendimizi geleceğe dair ümitli hissetmeye yönelik cümlelerle kapattık dünkü konuşmayı ve iyiki biz varız iyiki bir olduk dedik.


Allah muhabbetimizi samimiyetimizi daim kılsın, cicim aylarına inat cicim yıllarımızı son nefesimize kadar yaşayalım inş.


amin amin amin


ben sevmeyi seviyorum,
sevilmeye bayılıyorum.


bu bahar, aynı kişiye kaçıncı aşık oluşum?


ADI: 2011.11

istanbul
hosting