17 Haziran 2010, Cuma
saat: 23:47


yıllar önce dişlerimde tellerle yaşarken ben zırt pırt macun doldururlardı ağzımın içini sinirlenirdim ama yapacak hiç bir şey olmayışının verdiği bir huzur içerisinde kendimi ahval ve şeraite teslim ederdim işte o macundan çuval çuval yutarak öldürmek ya da dindirmek istedim söz konusu kendimi ama macunum yok güncemcom hesabım var olduğuna göre bu da bir çeşit teslimiyettir ya da mahkumiyettir bir yanından bakarsan ve öbür yanından bakmayı hiç aklından geçirmezsen diyerek kendimi kandırmaya yeltendim ve bu doğrultuda içgüdüsel olarak bir noktalamalık nefes vermemek üzre kendim dediğim o herkimseye ya da lere işte böyle içime uzanan bi ipliği çekiştirir gibi yazmaya başladım augsburgda bir otel odasında dışarda yağan yağmurun kokusuna doymak varken pencereleri kapalı tutmakta direten oda arkadaşlarım ve bir bardak soğuk çayım ve beni muhattap kabul etmeyen çınarım pazardan 30 euroya satın aldığım hercules damgalı bisikletim gittiğim her yerden topladığım etkinlik kartlarım çantamda bir adet almanca the partym videotekteki çocuğun kulağımdaki birdy num num sesi özür dilerim ursula le guin ve kendime durmadan çirkin gelişlerim ve herkes beni unutana dek gidip sonra köşelerde bak kimse beni özlemiyor diye ağlayışlarım belki herkes beni unutursa uzaylılarca kurtarılacağım yarım biralık sarhoşluğumla asansörün duvarını okşayan ellerine kapanacağım nirvana seni halkına maledeceğim evinin kadını yapacağım uzaylılardan çalacağım uzaylılar uzaylılar achtung çınarı da çalalım ve hatta çınar kimin için çalıyor sorarım ılık sesini de ip gibi çekip göbek bağın gibi kesip dur bakalım cinayete kadar gider bu iş bisikletimi de alsanız uçağa acısanız bana efendimiz führer sepeti de var arkasında pek güzel kara koyunun aylık programında istanbul var galatalı benim canım acıyo artık gelemem zaten öyleyse özlememeliydim de al sana teslim ol sana mahkum ve oh bir delilik fazlası daha çöpü yaprağı ayırmadan ihraç edildi

istanbul
hosting